href="http://www.fodey.com/generators/animated/ninjatext.asp">Ninja!
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

Ayıraç kodları

http://erdem43.

Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu


Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Çarşamba, Ağustos 27, 2008

Bir Kadehin Serüveni... İLHAN SELÇUK



PENCERE

İLHAN SELÇUK

Bir Kadehin Serüveni...

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, gazetesindeki köşesinde bir dileğini Başbakan RTEye duyurdu...

Özetle dedi ki:

- Boğazda bir kıyı lokantasına git, sofraya otur, içinde isterse portakal suyu bulunsun eline bir kadeh al...

RTE böyle bir şey yapabilir mi?..

*

Geçen gün İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad Türkiyeye geldi, cuma namazını Sultanahmet Camiinde kıldı...

Namaz, gerici siyaset gösterisine dönüştürüldü...

Ahmedinejad bir kadeh şarap içer mi?..

Ağzınızdan yel alsın...

Hayyamların, Sadi-i Şirazilerin, Hafızların İranı yüzlerce yıl sonra yobazlığın pençesine düşmüştür...

Hayyam (1044-1123) zamanın İranında şu dörtlüğü söyleyebiliyordu:

Ben şarap içer iken, biri dedi yanımdan:

Bırak artık şarabı, içme din düşmanından

Düşmanıysa gerçekten, dinimin eğer şarap;

Daha helâl bir şey yok, düşmanımın kanından.

Hayyamdan bir dörtlük daha:

Bilir misin, yüceler yücesi Tanrı,

Şarap ne zaman coşturur içenleri?

Pazar, pazartesi, salı, çarşamba,

Bir de cuma, cumartesi günleri.

Bin yıl önceki İranı bugünküyle kıyaslayalım...

Ahmedinejadı bu tabloda nereye oturturuz?..

İran faslını Hayyamın bir başka dörtlüğüyle kapatalım:

Toprak olup gitmişlere sorarsan

Ha gâvur olmuşun ha Müslüman.

Kimler bu dünyada eğlenmemişse

Ötekinde yalnız onlar pişman.

Ne dersiniz, bin yıl önceki İran bugünkünden daha mı hoşgörülüydü?

*

Bir dostum anlattı, Konyada açılan Kitap Fuarına çağrılı gelen bir yabancı arkadaşı demiş ki:

- Haydi bir şeyler içelim...

Kaldıkları otelde içki yasak...

Aramışlar taramışlar, bir kadeh içecek yer bulamamışlar...

Konya neresi?..

Mevlevi kenti...

Mevlevi ayinleri yapılır Konyada, Mevlana şehre damgasını vurmuştur...

Peki, bu yasak ne?..

Hazreti Mevlananın Rubailerikitabından (TC Kültür Bakanlığı Yayınları - Şefik Can) bir rubai alıntısı:

Haydi, kalk sabah şarabını

içme vakti geldi..

Çünkü mest olmadan, ayık olarak

yaşamak bir çeşit ölümdür...

Sevgilim, ya bu âşığın gönül rebabının,

iniltilerini, feryatlarını hoşgör...

Yahut da, yanıp yakılan bu

yaralı gönle acı, onu gözet...

Bir rubai (dörtlük) daha:

Sâki! Sana dedim ki, bana

katıksız, duru şarap getir..

Hür olan kişiyi canlandıran dirilten içkiyi getir..

Sana dedim ki feleğin bu devrinde

esen, başka bir hava vardır..

Ey sevgili, işte o hava esinceye

kadar sen bana şarap getir...

13’üncü yüzyılda yaşamış Mevlana Celalettin-i Ruminin kenti Konyada 700 yıl sonraki taassuba bakın, kentte bir kadeh içecek yer bulamıyorsun...

*

Türkiye nereye gidiyor?..

Taassup, irtica, yobazlık günden güne modalaşıyor...

İslamı siyasal iktidar için kullananların gözlerini hırs bürümüş...

Gidişat korkutucu...



Çarşamba, Ağustos 27, 2008

Nasıl Batılı Bir Lider?.. CÜNEYT ARCAYÜREK



GÜNCEL

CÜNEYT ARCAYÜREK

Nasıl Batılı Bir Lider?

Ne kadar aksini söylerseniz söyleyin. Gerçek ortada.

Bizimki (RTE) Batılı bir lider olduğunu kanıtladı!

Son günlerde halkın huzuruna çıkıyor. Sinirleri gergin konuşmalar yapıyor.

Lakin daha önceleri kravatlı, siyah giysili RTE gitmiş, gömleğinin düğmeleri açık, değişik renkte ceketler giyen veya ceketsiz konuşan bir RTE gelmiş.

RTEdeki kılık kıyafet değişiminin Batılı olmakla ilgisi ne?

Bal gibi, üstelik doğrudan ilgisi var.

Batı medyasında yayımlanan belge ve bilgiler, RTEnin Batılı bir devlet adamı olduğunu kanıtlıyor.

Kanıtlar mı? Dünya siyasetini etkileyen Bushun, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozynin, İngiltere Başbakanı Gordon Brownın, ABD başkan adayı Barack Obamanın gazetelerde, TVlerde canlı yayımlardaki giyim biçime bakınız:

Kravat yok. Gömlek düğmeleri açık! Ceketsiz, rahat giysilerle halk arasında, halk huzurunda.

Bizimkinin de gömleğinin düğmeleri açık mı? Açık. Kravat takmadan siyah veya koyu elbiseler giymeden, ceketsiz halkın huzuruna çıkıyor mı? Çıkıyor.

Bizimki ile Batılı liderler arasında kafa, bilgi ve demokrasiyi kavrayış ve anlayış açısından derin farkları atın bir yana.

Dini bütün bir Müslümansanız yalana, saptırmaya gerek yok. Şimdi söyleyiniz:

Ceketsiz, gömlek düğmeleri açık bizimkinin Batılı liderlerden farkı var mı?

Fotoğraflı kanıtlar bizimkinin de Batılı bir lider olduğunu göstermiyor mu?

Gösteriyor, hatta kanıtlıyor!

Bizimki kılık kıyafette tam bir Batılı liderler gibi lider!

Allah aşkına söyleyin, değil mi?

***

Üstelik bizimki Batılı meslekdaşlarına fark atıyor.

Nedenler ortada: Batıda hangi lider ulusundan yüzde bilmem kaç oy aldığını söyleyerek devletin temel ilkelerini alabora edebildi? Bush, Sarkozy veya Brown!

Bir zenciyi Beyaz Sarayda görmeye hazırlanan ABDde, Barack Obama bile Amerikanın kökleşmiş kurallarını değiştireceğini söyleyemiyor.

Oysa bizimki? Olumluyu olumsuza, müspeti menfiye çevirmek ve geliştirmekte usta mı usta!

Çağdaşlığa, Batılı olmaya soyunan ve 2002lere kadar çağdaşlık konusunda hayli mesafe alan bu ülkeyi, altı yıl içinde kadını başı ve vücudu güneşe, temiz havaya kapalı duruma getirdi. Erkeği de mayodan haşemaya...

Batılı liderler eş dost uçağına binemez, örneğin bir başka ülkede ve kendi ülkesinde tatilini geçiremez. Örnek: Muhafazakâr parti lideri David Cameronun 74 arkadaşıyla birlikte yeni yat kiralayarak Fethiyede yaptığı tur, İngiltereyi ayağa kaldırdı. Neden? Çünkü, Cameron ekonomik krizden dem vurup kemer sıkma politikasının öncülüğünü yaparken tatile çıktı. Bizde sosyal yaşamdan ekonomiye her şey aşağıya doğru iniyor. Bizimkiler tatilde!

Batılı, şu kadar dolardan fazla armağan alamaz amabizimkiler aksi davranışlar sergiler.

Örneğin Çankayadaki, Suud Kralının eşine veya kendisine armağan ettiği belki de milyon dolar değerinde takılar vsyi almakta sakınca görmez.

İşadamının yatına biner, otelinde kalır, bu lüksün gideri nedir, açıklamaz.

Bizim ikili, cümbür cemaat devlet uçağına atlar, dış gezilere çıkarlar. Eşinin gıda kültürü Kayseri mantısından, istakozlu makarnaya gelişir. Halk, bu gerçekleri sineye çeker.

Halk adamı RTE, halkla birlikte olmamak, halka haşemalı görünmemek için denize gireceği koy ve çevresini denizden ve karadan, saatler önce halka kapatır...

İstanbula gelen Humeyni kaynaklı Cumhurbaşkanı sıfatlı adam konuk olduğu ülkeyi ve laik devleti alaya alır, dini siyasetle yoğurmanın örneklerini verir. Laik Cumhuriyetin devlet başkanı olduğunu iddia eden Çankayadaki, dut yemiş bülbül rolü oynar!

Bunlar aziz ulusumuzun bir kulağından girip diğer kulağından çıkan, umursamadığı gerçekler.

Sonuca bakalım; hiçbir Batılı lider, liderlikte RTEye erişemez... Zira onlar Batılı doğar, Batılı ölürler.

Bizimki ise kafa yapısıyla Doğulu doğar, yaşar: Ama kılık kıyafette Batılı!!

Salı, Ağustos 26, 2008

Agartacı Haçlıların İddianamesinde Neden Bolca Küfür Ve Hakaret Var ?.. MAHİYE MORGÜL



MAHİYE MORGÜL


Agartacı Haçlıların İddianamesinde Neden Bolca Küfür Ve Hakaret Var ?   


Bir zihin çökertme silahı olarak hazırlanmış olduğunu saptadığım iddianamenin içerisine bolca küfür ve aşağılama sözcükleri yerleştirilmiş. Patlayıcının tesirini artırmak üzere bombanın içine konulmuş negatif enerji yüklü ayna kırıkları gibi.

Tıpkı halkımıza izlettirilen TV dizilerinde ve kuşak programlarında kullanılan hakaret ve küfürlü sözcükler gibi. Bunlar sadece kitlenin seviyesini geriye çekmek için yapılmıyor; bu yolla kitleler zihinsel taciz ateşi altında tutuluyor.

Zihnin doğasını inceleyenler bilirler ki, insanı aşağılayan sözcükler, zihnimize çalışma şevki veren estetik güzellikleri kaçırtır. Bu pedagojik bilgiyi bir silaha dönüştürmenin yolunu buldular ve kitle iletişim araçlarını elinde bulunduran güç, insanların beynini işitsel ve görsel yoldan sürekli küfür bombardımanı altında tutuyor. İddianamenin belli kanal ve gazetelerde manşetten ve süreklilik arzeder şekilde gösterilmesi, metnin içindeki zihin çökertme sözcüklerinin görsel ve işitsel yoldan toplumun beynine bombardıman edilmesi olarak düşünülmelidir.
İddianamede inceleyebilme fırsatı bulduğum 1-400 sayfaları arasında belirlediğim bu tür parça tesirli sözcüklerin hepsi de telefon dinlemelerle toplanmış sözcüklerdir. Savcının kendi kişisel yorumu olan “korkunç ve canice” gibi şiddet çağrışımlı sözcükleri bunlara eklediğimizde, iddianamenin zihinsel tecavüz şiddetinin artırılma istendiği anlaşılmaktadır. Yani bu iddianame, yazanları eliyle parça tesiri artırılmış bir zihin çökertme silahı olarak tasarlanmış görünmektedir.

Emin Gürses’in telefon konuşmalarında kullandığı iddia edilen küfürlü sözcükler özellikle seçilmiş ve bu bölümler sansürsüz olarak, (…) bile kullanılmadan, aynen yazılmıştır. Bu sözcüklerin sansürsüz defalarca tekrarlanması psikolojik silahın tesirini artırmak amaçlı görünmektedir. Küfürlü sözcükleri cımbızla seçip iddianameye koyan mantık, suçlanan kişinin toplumdaki saygın profesör imajını vurmayı da hedeflemiş görünmektedir. Buradaki “saygın biliyordunuz ama bakın küfürlü konuşur” mesajı bir asimetridir. Topluma, “onun gibi insanlara güvenmeyin” mesajı veren, güven kırıcı başka bir psikolojik silah olarak kullanılmıştır.
        
Sayın Kemal Alemdaroğlu’nun telefon konuşmalarından alındığı iddia edilen hakaret sözcüklerinde de benzer durumu görmekteyiz.

Genel Kurmay Başkanlığı tarafından 31.7.2008 günü yapılan açıklamadan öğrendiğimize göre, iddianame kitap olarak da basılmış, henüz iddia aşamasında olan şeyler satışa çıkartılmıştır ve maalesef bunu önleyecek bir güç de yoktur. Bu iddianamenin kitap olarak basılıp satılması, onun bizzat bir psikolojik zihin çökertme silahı olarak nasıl kullanıldığının boyutlarını göstermektedir. Bu noktada, piyasanın ulusötesi tanrısı, malûm mali güç merkezi diyor ki; güç bende !..

Bütün psikolojik harp taktiklerini birlikte tasarlamış bir HAÇLI SALDIRISI ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. (Anımsatalım; agartayapim.com sitesindeki misyonerlerle aynı şifreleri kullanmaktadırlar.)  Onların taktiklerini görebiliyorsak bunun üstesinden gelebiliriz demektir.SOBE dediğimiz bir saklambaç oyunu vardır. Beni sobelemek isteyeni görmüşsem artık o beni sobeleyemez! Buradaki taktiği kullanalım. O zaman, zihin çökertme silahı onu kullanana döner, kullananı bozguna uğratır.

Biz ne haçlı yağmacılar gördük. Bakın binlerce yıldır hep bu topraklarda yaşıyoruz. Bunu o haçlı yağmacılara hatırlatmak bile morallerini bozmaya yetecektir !.. Bir küçük anımı anlatmak istiyorum. Ankara’da otobüs kuyruğunda bir genç gördüm, boynunda kocaman bir haç kolye taşıyordu. Sordum ki “Sen hristiyan mısın?”, bana cevabı “İnşallah” oldu. Şaşırdım, “Yani hem müslüman hem hristiyan mısın?” dedim, yine “İnşallah” dedi. “Yani, sünnetli hristiyansın, yeni hristiyan oldun, öyle mi?” dedim, yine “İnşallah” dedi. Kendimi onun annesi olarak düşündüm ve “Annen senden utanç duyuyordur” dedim, inşallah diyemedi, sustu, bozguna uğramıştı. Anladım ki negatif bir yükleme yaptığımda beyni karıştı, şifresi kırıldı! Sadece şu taktiği kullanmıştım, “eksi eksiyi yok” eder. Ancak, Katolik Yahudi ve Ortodoks İslam (Ilımlı İslam?!) misyonerlerinin yaptığı agartayapim.com sitesinde gördüm ki “inşallah” sözcüğü, dünyanın efendisi olduğunu iddia eden bu adamların kullandığı şifre sözcüktür.

Son patlatılan kaos bombalarıyla bunları bir araya getirdiğimizde yeni bir haçlı seferi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.
Zaten Bush 2001’de “3. bin yılın haçlı seferini başlatıyoruz” diye açık açık söylemişti.

1 Ağustos 2008

mahiyemorgul@gmail.com

Alıntı:  http://www.asahaber.net
       

Salı, Ağustos 26, 2008

Aydınlanmasız Sol, Sosyalizm Olur mu?.. İLHAN SELÇUK



PENCERE

İLHAN SELÇUK

Aydınlanmasız Sol, Sosyalizm Olur mu?..

Tarih Baba aksakallı bir öğretmendir, dinlemesini bilene çok şey öğretir...

Öğretmen bize 20nci yüzyılda hangi gerçekleri belletti?..

*

Sol, kökeninde Fransız devriminin bir ürünü; krala karşı olanlar meclisin sol tarafında oturmuşlar..

Solculuk krala, kiliseye, dinciliğe karşıt devrimci akımın, daha geniş anlatımıyla Aydınlanmanın siyasal yaşamda oluşmasıyla ortaya çıkıyor...

Ne var ki solculuk durduğu yerde durmuyor; başlangıçta liberalizmle yetinirken, daha sonra laik toplumun ileriye doğru dönüşmesiyle sosyalizm, solculuğun temel şiarı gibi algılanıyor...

Tarih Baba durduğu yerde durmaz ki...

*

Liberalizm ve sosyalizm Aydınlanma devriminin ürünleridir; kilise egemenliğinin devlet yönetiminden tasfiyesiyle laiklik ve demokrasi sürecinde oluşmuşlardır...

20’nci yüzyılda patlayan 1917 Devriminden sonra bu temel ilke unutulur gibiydi...

Ancak Aydınlanmasız bir toplumda sosyalizme geçilebilir sanısına kapılanlar İslam coğrafyasında düş kırıklığına uğradılar...

20’nci yüzyılın ortalarında başlayan ve Nasırdan Bin Bellaya, Kaddafiden Saddama dek uzanan sanal umutlar Müslüman dünyasında yıkıldı...

Sovyetlerin yıkılması da olan bitenlerin üstüne tuz biber ekti...

*

Ne var ki Tarih Babanın verdiği dersten nasibini alamamış olanlar bugün de hayal içinde Türkiyenin solunu sağını tartışıyorlar...

Vaktiyle bunlar Atatürkün Aydınlanma Devrimine nasıl burun kıvırırlardı:

- Pöh... Burjuva devrimi...

Bugün ise Batı tarihinde gerçek bir burjuva devrimi olan liberalizme sözümona kaykılmış durumdalar...

*

Haber verelim ki Aydınlanmasız siyasal liberalizm de olmaz.. olamaz...

Bu hükmün bir başka biçimde ifadesi Aydınlanmasız demokrasi olmaz tümcesinde vurgulanır..

İslamcı coğrafyanın demokrasiden yoksunluğu apaçık meydanda...

Eğer Türkiye Ilımlı İslam Devletine dönüşürse Anadoluda demokrasiyi ara ki bulasın...



Salı, Ağustos 26, 2008

Olimpiyat Fiyaskosu... IŞIL ÖZGENTÜRK



AL GÖZÜM SEYREYLE

IŞIL ÖZGENTÜRK

Olimpiyat Fiyaskosu

Örgütsüz güç güç değildir!hayatın her alanına uygulanabilen bu sloganı çok severim. Örneğin sık sık genç nüfusumuzla övünüp dururuz; oysa bu genç nüfusun kalitesi hakkında bilgilerimiz zayıf, ayrıca bu dev genç nüfusun yeteneklerini geliştirecek, onu motive edecek olanaklardan ne yazık ki yoksunuz. İktidarların kadrolaşma tutkusu ve bürokrasinin katı kuralları insan kaynaklarımızı doğru dürüst kullanmamızı engelleyen en önemli nedenlerin başında geliyor.

Böyle olunca da genç nüfusun devliği filan kalmıyor ve Olimpiyat gibi dünyanın kıyasıya yarıştığı, herkesin kendi rekorunu kırmak için canla başla çalıştığı bir büyük organizasyonda madalya değil nal topluyoruz.

Ata sporu güreş ve devşirmelerle başarıya ulaştığımız halterde bile yenilen yenilene. Çünkü örgütlenmeyi bilmiyoruz, sporu sadece futbol olarak gördüğümüzden diğer spor dallarındaki gelişmeleri takip etmek gibi bir çabamız yok. Dünya nerede biz neredeyiz farkında bile değiliz. Tıpkı pek çok alanda olduğu gibi...

Ulus devlet kavramı artık ortadan kalkıyor dense de, kazın ayağı öyle değil; uluslar her yarışmayı, her uluslararası organizasyonu bir prestij meselesi olarak görüp, ona göre önlemler alıyorlar. Sporcusuna, çalıştırıcılara maddi ve manevi çok önemli imkânlar sunuyorlar.

Bu işler haftada bir beden dersleriyle olmuyor. İş bilmeyen yöneticilerle olmuyor, iman kuvvetiyle olmuyor. Para, bilgi ve disiplin bu işlerin başlıca aktörleri. Ve tabii devamlılık.

Vekillerine, genelkurmay eski başkanlarına zırhlı araba alabilen Türkiyenin sporculara ayıracak parası elbette vardır. Ya da biz öyle biliyoruz. Ayrıca bu alanda sadece devletin değil, özel sektörün de devreye girmesi gerekiyor. Dünya bunun örnekleriyle dolu. Özel sektör de bilmelidir ki, spor sadece futbol değildir. Ve Türkiyenin hızlı koşan, yüksek atlayan atletlere ihtiyacı vardır. Hele de yüzücülere.. üç tarafı deniz olan bir toprak parçasında yaşayıp yüzmede adımızın bile geçmemesi doğrusu beni olimpiyatlarda en çok yaralayan şey oldu. Tam, su akar Türk bakar haldeyiz.

Deveye sormuşlar: Boynun niye eğri?O da yanıt vermiş: Nerem doğru ki...

Eğitim, sağlık sistemi hızla bozulan, çocuk ölümlerine kayıtsız, açlık sınırında gezinenlerin hızla çoğaldığı bir ülkede düzeltilecek kala kala spor mu kaldı diyebilirsiniz. Üstelik haklısınız.. ama her şey birbirine o kadar bağlı ki... Dünyayı değiştireceğimize çok inandığımız zamanlarda sıkı tartışmalar yapardık: Şimdi devrim zamanıdır; sanat, edebiyat, aşk bunlar daha sonra gelir.Geçen zaman bize gösterdi ki, sanat da, edebiyat da, aşk da devrim kadar önemlidir. Buna bugün ben bir de sporu ekliyorum. Belki birileri bir şeylerin ucundan yakalamayı başarabilir.

isilozgenturk@gmail.com

« Önceki :: Sonraki »

http://www.ezilon.com - Ezilon - Europe and European Union Search Engine and Directory
Google
Subscribe with Bloglines
Blog Information Profile for erdem43