Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN: İmralı Güncesi (Çok Gizli)

Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN 20 Kasım 2009
17 Kasım 2009 Salı.
Saat 10:
Abdullah Bey uyandı. Duşunu aldı; kahvaltısı görevliler tarafından kontrol edildikten sonra odasına getirildi.
Kahvaltıda çay, süt, tereyağı, kaşar peyniri, beyaz peynir, siyah ve yeşil zeytin, vişne reçeli, gül reçeli, domates, yumurta vardı. Yumurta az pişmiş, bundan sonra dikkat edilmesini istedi. Peyniri tuzlu buldu, not edildi.
Saat 11: Yeni
gelen konuklarla tanışması için odasından alındı. Gelenlerle, deniz kıyısındaki
gazinoda çay içmek istediğini söyledi. Gazino o saatte henüz açılmamış olduğu
için müdür beyin odasına hep beraber girildi. Garsonlara çay sevisini oraya
yapmaları söylendi.
Abdullah Bey için özel seçilen ve öteki cezaevlerinden henüz getirilen çoğu katil ve tamamı terörist beş konuk da müdür beyin odasına getirildi. Tanışma çok heyecanlı oldu. Abdullah Bey’in elini öptüler, saygı sundular. Abdullah Bey bazılarını zaten isim olarak tanıyormuş.
“Adamıza hoş geldiniz, hayırlı osun. Burası güzeldir, rahattır. Bizi el üstünde tutarlar, bir dediğimiz iki etmezler” dedi. Çayla birlikte bisküvi geldi. Hep birlikte yenildi içildi, muhabbet edildi.
Saat 11.30: Beyefendinin
odasındaki buzdolabı, istekleri doğrultusunda dolduruldu. Meyve suyu, süt,
meyve, geceleri acıkınca yemesi için peynirli sandviç konuldu.
Saat 12.30: Abdullah
Bey acıktığını söyledi. Hava biraz düzelmişti, yemeği deniz kıyısındaki
gazinoda yemek arzusunu belirtti. Yeni gelenlerle birlikte orada yemek yediler.
Uzun uzun denizi seyrettiler. Yeni gelenlerden biri “Biz hem önderimizin yanına, hem de cennete gelmişiz. Bire de balık
tutma izni verilirse harika olur” dedi. Yemekte ızgara köfte, pilav, mevsim
salata, zeytinyağlı taze fasulye, komposto, tulumba tatlısı vardı. Yemek
sonrasında deniz kıyısında kısa bir gezinti yapıldı.
Saat 13.30: Abdullah
Bey’e yurtdışından, ABD ve AB ülkelerinden gelen kutlama mesajları (müdürlük
tarafından okunduktan sonra) verildi. Onları okuyunca çok mutlu oldu. Dün
sağlık kontrolü için doktor istemişti. Doktorların niçin geciktiğini sert bir
ifade ile sordu. Birazdan gelecekleri kendisine söylendi.
Saat 14: Abdullah
Bey odasında istirahata çekildi. Rahatsız olmaması için çevredeki inşaat
gürültüsü engellendi.
Saat 15: Bursa’dan
doktorları geldi. Dâhiliye, üroloji, kulak burun boğaz, radyolog, göz, diş
hekimi. Ayrıntılı bir muayeden geçti, Kanı alındı. Aşırı sağlam çıktı. Bazen
başı ağrıyormuş, aspirin verildi. Mide yanması için de ilaç verildi. Abdullah
Bey İmralı’da bir dispanser ve laboratuar kurulmasını istedi, ilgili makamlara
derhâl iletildi.
Saat 16.30: Yeni
gelen konuklarımızla yeniden görüşmek istedi. Bu kez hobi odasında buluştular.
Onlara “Hepimizin gazası mübarek olsun. Hepimiz iyi işler
başardık. Yakında Kürdistan kurulunca bizi bırakırlar” dedi. Biraz tavla
oynadılar. Konken oynamak için iki deste kâğıt istediler. Adamızda iskambil
kâğıdı yoktu. Abdullah Bey biraz kızdı. “Bu
nasıl iş, kâğıtlar yarın akşama kadar mutlaka getirilsin” dedi. Ayrıca
televizyona bu akşam Roj TV, Samanyolu gibi
kanalların bağlanmasını istedi. Teknisyen bulunursa bu akşam bağlanacak. Bu
bağlamda ayrıca, her gün odasına tarafımızdan bırakılan gazetelere, iktidar yandaşlarından bazı eklemeler
yapılmasını istedi. Bundan sonra Vakit,
Sabah, Taraf, Star, Bugün, Zaman, Yenişafak alınacak. Sözcü gazetesini okuyunca sinirleri bozuluyormuş; onu bir daha
görmek istemediğini özellikle vurguladı.
Saat 17.30: Akşam çayı hep birlikte içildi. Yanında bisküvi, kek ikramı yapıldı. İştahı çok iyiydi. Viski olup olmadığını sordu, olmadığını söyledik. Ne de olsa burası cezaevi. O konuda ısrarlı olmadı. Adamıza, Avrupa’nın ricalarıyla kendisine arkadaş olarak getirilen ekibine iltifatlarda bulundu. Yarın adaya avukatlarının geleceğini söyledi ve yönetimden onların da iyi ağırlanmasını istedi. Söylediğine göre, örgütüne son direktiflerini yine avukatları aracılığı ile gönderecekmiş. Yine söylediğine göre, “Kürt açılımı, fikir ve ifade özgürlüğü” doğrultusunda yakında İmralı’da basın toplantısı yapmasına izin çıkacakmış. Zaten tek eksiğinin bu olduğunu vurguladı. Ayrıca avukatlarına “Eski odamda daha rahattım, burası iyi değil” diyerek kamuoyuna İmralı’nın bir cennet olmadığı mesajını ileteceğini belirtti. Adamıza yeni gönderilen terörist konuklarımızdan biri, sohbet sırasında kendisine Sayın önderim, hükümetimizin bu açılımını nasıl buluyorsunuz” diye sorduğunda “Onlara yol haritasını buradan ben verdim. Ancak bazı eksikleri olduğunu düşünüyorum. Yakında onlar da tamamlanınca bizi kimse tutamaz” dedi. Yine ekipten bir başkası, “Sayın önderim, AKP iktidarımızı nasıl buluyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Yanıtı aynen şöyle oldu: “Gerek adaşım Abdullah Bey gerekse Tayyip Bey çok sağlam duruyor. Bizden bile sağlam çıktılar. Adım adım hedefe yaklaşıyoruz. Onlara güvenim sonsuzdur. Yarın hobi odamızda buluşunca size ayrıntılı anlatırım.” Saat epeyce ilerlemişti, yemek vakti geliyordu. Abdullah Bey odasına döndü duşa girdi.
Saat 19: Abdullah Bey yemeği tek başına yemek istediğini bildirdi. Yemeği kontrol edildikten sonra odasına gönderildi. Bonfile, kızarmış patates, çoban salata, yoğurtlu ıspanak, muz, revani. Daha önce de uyardığı halde, bugünkü bonfilenin iyi pişmemiş yani kanlı olduğundan yakındı. “Ben kan göremem, kanı hiç sevmem” dedi. Kendisinden özür dilendi, aşçıbaşı uyarıldı. Yemekten sonra odasında televizyon izledi, sonra biraz kitap okudu.
Saat 23.15: Abdullah Bey yattı. İyi uykular. Allah rahatlık versin.




















