(Ağabeyim, arkadaşım, öğretmenim Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı saygı ile anıyorum)
Ekonomiyi satış, kültürümüzü Arap, Görenler demokratsa, ben demokrat değilim. Milleti afyonlayıp, başına kara çorap, Örenler demokratsa, ben demokrat değilim.
Terörü kolluyorsa demokrasi kulisi, Nasıl görev yapacak kaymakamı, valisi? Görevinin başında mehmetçiği, polisi, Vuranlar demokratsa, ben demokrat değilim.
Neden kurmak isterler ikinci cumhuriyet? İlkini yıkmak için böyle çok mu hürriyet? Atatürk'ü dışlayıp, bilmem kimden zürriyet, Verenler demokratsa, ben demokrat değilim.
Güya sanat yaparlar barda çekip kafayı, Eşi, dostu kollayıp sürüyorlar sefayı. Birbirinden ayırıp Kemal'i Mustafa'yı Yerenler demokratsa, ben demokrat değilim.
Şehidi kelle gören şaşırır nisabını, Sayın diye niteler insanlık kasabını. Teröristi aklayıp, gaziden hesabını, Soranlar demokratsa, ben demokrat değilim.
Emperyalist plana kimler oluyor alet? Onlar için gerçekler sanki birer hayalet. Bu vatanı bölerek orda burda eyalet, Kuranlar demokratsa, ben demokrat değilim.
Soros'un vakıfları acep kimleri besler? Altanlar, Karakaşlar neden dinciyi süsler? Uraslar, Çalışlarlar, Çandarlar, Karasesler, Oranlar demokratsa, ben demokrat değilim.
Nevzat, demokrasinin özüne saygılıdır. Laiklik ilkesini bozandan kaygılıdır. Yurtsevere karayı, utanmadan kaç yıldır, Sürenler demokratsa, ben demokrat değilim.
Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
Not:Bu taşlama, 21 Ekim 1999 günü katledilen Kemalist Şehit Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın, "Ben demokrat değilim" başlıklı yazısından esinlenerek yazıldı.
Ortam cadı kazanı, kaynıyor fokur fokur, Düzenbaz tezgãhında hergün tuzaklar dokur. Cahiller meydanlarda ãlime meydan okur, Palavra pek yakışır atmasını bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Kifayetsiz muhteris siyasette liderse, Matah sanıp izlerler o nereye giderse. Kaval gibi dinlenir, alkışlanır ne derse, Seçmenler koyun olur gütmesini bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Marifetli sayarlar usulle aşırırsan, Yolu bile çalarlar yönünü şaşırırsan. Hırsızlık risksiz meslek bekçiyle anlaşırsan, Haram lokma şifadır yutmasını bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Zengine satılana kimse ahlãksız demez, Gazete yazmaz bunu, televizyon söylemez. "Düzeyli birliktelik" nikãh mikãh istemez, Kahpelik şöhret sağlar yatmasını bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Ayak bağı olmaz hiç geçmişinden kalanlar, Yeter ki kullansınlar sana selãm salanlar. Suçları arındırır itirafçı yalanlar, İtibar kazandırır ötmesini bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Dinsizi, imansızı dincilerle kol kola, Alnı secde görmemiş, sanırsın ki bir molla. Dünkü koyu Marksistler şimdi sövüyor sola, Döneklik kãr sağlıyor satmasını bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Nevzat benzemez öyle, mazluma sövenlere, Eşeği bırakıp da semeri döğenlere. Sözleri zalimlere, zalimi övenlere. Öfke baldan tatlıdır, tatmasını bilene, Ağlanacak bu hãle helãl olsun gülene.
Bu sofracık efendiler -ki yutulmaya hazır Huzurunuzda titreyen -şu milletin hayatıdır. Şu milletin ki can çekişir, şu milletin ki acılıdır Fakat sakın çekinmeyin; yiyin, yutun hapır hapır.
Yiyin efendiler yiyin; bu iştah sofrası sizin; Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler, pek açsınız, bu çehrenizde bellidir; Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı, kim bilir? Şu nimetler sofrası bakın, gelişinizle övünür Bu, hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir.
Yiyin efendiler yiyin; bu içaçıcı sofrası sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Hepsi bu nazlı beylerin, ne varsa ortalıkta say; Soy sop, şeref ve şan, oyun, düğün, konak, saray. Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay; Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…
Yiyin efendiler yiyin; bu iştah sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı, yok zarar, İhtişamın gururu var, intikamın sevinci var. Bu sofra iltifatınızdan işte mutluluk umar Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
Yiyin efendiler yiyin; bu can katan sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa: malını, Vücudunu, hayatını, ümidini, hayâlini, Olanca rahatını, gönlünün tüm sevincini, Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helâlini…
Yiyin efendiler yiyin; bu iştah sofrası sizin; Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak! Bugün ki mi’deler kavi, bugün ki çorbalar sıcak, Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
Yiyin efendiler yiyin; bu haykıran sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin! TEVFİK FİKRET