Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

http://erdem43.

Videolar - Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu



Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Salı, Mayıse 23, 2009

Belge Manyaklığı... DOĞU PERİNÇEK (VİDEO HABER)

DOĞU PERİNÇEK

Belge Manyaklığı

*VİDEO HABER*

• Arşimed’in Kaldıraç formülü artık geçerli değildir. Bir imzalı kâğıt parçasıyla Türkiye yerinden oynatılabilmektedir.
• Belgeler de, gerçek değeri olmayan Amerikan tahvilleri gibi ülkemizi sallıyor. Sanal kâğıtlar âleminden gelen dalgalar, gerçek âlemde vahimin de vahimi ihtimaller yaratıyor.
• ABD Ordusu’ndan korkacağımıza Türk Ordusu’ndan korkalım, ne güzel çare değil mi? O zaman “vahim” olan hiçbir ihtimal kalmaz!


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 19 Haziran 2009 günü, son dönemde tartışılan “AKP’yi ve Fethullah’ı Bitirme Planı” konusu ile ilgili, Silivri Cezaevi’nden yazılı bir açıklama gönderdi. Perinçek’in açıklamasını ve açıklamanın videosunu aşağıda sunuyoruz:

Doğu Perinçek-Başyazı / 21 Haziran 2009 from dperincekgentr on Vimeo.

- Duydun mu, güneş artık batıdan doğuyormuş.
- Yapma yav, belgesi var mı?
- Var, imzalı mühürlü, fotoğrafını bile çekmişler, Ergenekon dosyasında!
- O zaman üç ihtimal var. Belge doğruysa durum vahim. Belge sahteyse daha da vahim;, güneş yine doğudan doğacak demektir.
- Üçüncü ihtimal?
- Sahi neydi o ihtimal? Her neyse, o zaman durum vahimin de vahimi demektir.


DOKÜMANYA
Türkiye, şu Ergenekon hikâyesi çıktı çıkalı, belge manyağı yapıldı. Frenkçe doküman manyağı da diyebilirsiniz, hatta kısacası dokümanya.
Aslında manyak ve manya sözcükleri de Batı dillerine Orta Asya’dan gitmedir. Şaman sözcüğünden türeme.
Çeşit çeşit manyaklık var; megalomani, kleptomani, manik depresyon vb. vb. En iyisi konuyu sinir hastalıkları uzmanlarına bırakalım.
Ancak şu an Türkiye’de yaşanan belge manyaklığı, televizyonlara inanacak olursak, bütün toplumu sarmış gözüküyor.
Bu belgemani, bir biyolojik savaş silahı gibi Fethullahçı Gladyo merkezinde üretildi. Sistemin bütün kodamanları ve elemanları, bu manyanın her tarafa bulaşması için üstün gayret içindeler. Yalnız Fethullahçı ve Neoliberal yayın organları değil, diğer aklı başında sanılan gazeteler de belge manyaklığının sokaktaki adama kadar yayılması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Manyaklar çoğaldıkça, satışlar artıyor mu ne!

SANAL KÂĞITLAR ÂLEMİ
Belgemaninin belirtisi şudur: Gerçeğin yerini belge alıyor. Toplum gerçekten koparılıyor, sanal kâğıt âlemine itiliyor. Artık tartışılan, gerçeğin kendisi değildir; üretilmiş olan kâğıtlardır, imzalardır, mühürlerdir.
Amerikan tahvillerinde de öyle olmadı mı? Gerçek değeri olmayan o kâğıtlar hâlâ dünyamızı sallıyor. Sanal kâğıtlar âleminden gelen dalgalar, gerçek âlemde insanı hayretlere düşüren sarsıntılar yarattı. Tahvillerden sonra belgeler, ikinci sanal kâğıt depremi!
Belgeler sahte, ama etkisi gerçek! Nasıl oluyor bu?
Şu an Türkiye’ye bakınız, gerçekler olgularla değil, kağıtlarla ve imzalarla ispatlanır olmuştur.
Arşimed’in Kaldıraç formülü artık geçerli değildir; bir imzalı kağıtla Türkiye yerinden oynatılabilmektedir. İşte buna belgemani diyoruz.
Böyle bir ortamda UFO tartışmalarının merkeze oturması, öğrencilerin okutulmuş pirinç taneleri yiyerek sınavlara girmeleri, muskacılara hekimlerden daha çok itibar edilmesi, hepsi bu genel toplumsal manyaklığın çeşitli görüntüleridir.
Toplum sanki sanallığın makarasına sarılmıştır ve orada hayatla bağını koparmış, çırpınmaktadır.

SON BELGE MANYAKLIĞI
Son belge manyaklığına bakınız. Bir belge var, altında Genelkurmay’da görevli bir kurmay albayın imzası. Başlığı ne: “AKP’yi ve Fethullah’ı Bitirme Planı”.
Altında ne yazıyor? Fethullahçıların mekânlarına silah konacakmış, sonra yakalatılacakmış ve irtica silahlandı diye kamuoyu yaratılacakmış.
Bu tür tertipler Türkiye’de uygulanmıştır. Bu işin erbabı Fethullahçılardır. Ama hiç kimse böyle bir uygulamayı plana döküp, altına imza atma zekâsını gösterememiştir.
Ciddi bir insan, sadece bu sivri zekâlı planı gördüğü an, o kağıt parçasına güler geçer.

VAHİM İHTİMALİ KEŞİF SEFERBERLİĞİ
Ama öyle olmuyor. Mülki ve askeri erkân, hararetli görüşmeler yapıyor. Devlet yürütmesi, yasaması ve yargısıyla kan ter içinde çalışıyor. Başsavcılar, savcılar; askerisi, adlisi hepsi sahte bir dünyada oraya buraya koşuşuyorlar. Kriminal laboratuarların cümlesi, harıl harıl işliyor. Cümle uzmanlar, uçuşan kâğıt parçalarını havada yakalayıp incelemeye almak için fedakârca zıplıyorlar.
Varolan bütün teknolojik olanaklar; ülkenin kameraları, mikroskopları, teleskopları vahim ihtimalin keşfi için seferber oldular.
Belgeler de Amerikan tahvilleri gibi, gerçek değerleri olmasa bile dünyamızı sallıyor. Sanal kâğıtlar âleminden gelen dalgalar, gerçek âlemde insanı hayretlere düşüren sarsıntılar yaratıyor.
Bir tek eksiğimiz var: Kafka veya Hasan Yalçın.
Belge manyağı rolünü üstlenmiş bir devlet bürokrasisinin ve belge manyağı haline getirilen bir toplumun bu koşuşturmasını gelecek kuşaklara anlatacak yazarımız yok mu?
Manzaraya bakıp, Kafka’nın Gregori Samsa’sı gibi, bir sabah bir hamamböceği olarak uyanmamıza kaç gün kaldı diye soruyorum.
Bakıyorum, birkaç kişi; Bekir Coşkun, Deniz Som, Adnan Akfırat cezbeye kapılanların yakasına yapışıp, “siz manyak mı oldunuz” der gibi birkaç söz edecek oluyorlar. Televizyonlarda, bu tür basit gerçekleri söyleyenlere, boş gözlerle bakılıyor.
Bir sahte kağıt parçası, sanal alemdeki devlet bürokrasisini ve toplumu sallıyor; ama televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla hakikatlere dönüp bakan yok (Ulusal Kanal dışında).

TEHDİT ABD ORDUSU’NDAN DEĞİL, TÜRK ORDUSU’NDAN GELİYOR!
Tayyip Erdoğan, 32 yerde “ABD’nin BOP Eşbaşkanıyım, bu proje içinde Diyarbakır’ı merkez yapacağız” diyor. Diyarbakır’ı nerenin merkezi yapıyorsunuz diye soran yok!
Bu ihtimal, vahim ihtimalden sayılmıyor!
Abdullah Gül, “ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma yaptım” diyor.
Soran yok, bu “gizli anlaşma”nın maddelerini.
Çünkü tehdit, ABD Ordusu’ndan değil, Türk Ordusu’ndan geliyor!!!
Tehlikeler, tehditler, vahametler, korkular, hepsi sanal!
Evi ateş sarmış, kimsenin o yangınla ilgilendiği yok, sanal tehlikeler tartışılıyor.
- “Birinci ihtimal vahim”.
- “İkinci ihtimal daha vahim”.
- “Üçüncü ihtimal en vahim”.
Bu vahim ihtimaller içinde olmayan ihtimal ise, ABD’nin Türkiye’yi parçalamakta olduğu gerçeğidir.
Türkiye kendi gerçeğinden bütünüyle kopmuş, bir Şaman’ın elindeki dümbeleğin ritmine uyarak titremekte, acayip sesler çıkarmakta, çırpınıp durmaktadır. Demokrasi, hukuk devleti, darbe tehlikesi, basın özgürlüğü vb. hepsi anlamlarını yitirmiş, o dümbelek çalarak titreyen büyücünün ağzından çıkan anlamsız çığlıklar olmuştur.
İlkel bir toplum, bir şamanın dümbeleğinden çıkan seslerin cezbesine nasıl tutulur ve manyaklaşırsa, Türkiye de havaya savrulan sanal kâğıt parçalarının, sahte mühürlerin, uydurma imzaların büyüsüyle sallanmaktadır.
Silivri’den Türkiyeme bakıyorum ve soruyorum:
Bu kaçıncı sahte belge?
Bu büyücü, o dümbeleği daha ne kadar çalacak?
Bu nasıl bir büyülenme ve aldanma tutkusu?
Tevfik Fikret’in Halûk’a söylediği gibi, hâlâ “bir şifa” mıdır aldanmak?
ABD Ordusu’ndan korkacağımıza, Türk Ordusu’ndan korkalım, ne güzel çare değil mi!
O zaman “vahim” olan hiçbir ihtimal kalmaz!
   
tün gayret içindeler. Yalnız Fethullahçı ve Neoliberal yayın organları değil, diğer aklı başında sanılan gazeteler de belge manyaklığının sokaktaki adama kadar yayılması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Manyaklar çoğaldıkça, satışlar artıyor mu ne!

SANAL KÂĞITLAR ÂLEMİ
Belgemaninin belirtisi şudur: Gerçeğin yerini belge alıyor. Toplum gerçekten koparılıyor, sanal kâğıt âlemine itiliyor. Artık tartışılan, gerçeğin kendisi değildir; üretilmiş olan kâğıtlardır, imzalardır, mühürlerdir.
Amerikan tahvillerinde de öyle olmadı mı? Gerçek değeri olmayan o kâğıtlar hâlâ dünyamızı sallıyor. Sanal kâğıtlar âleminden gelen dalgalar, gerçek âlemde insanı hayretlere düşüren sarsıntılar yarattı. Tahvillerden sonra belgeler, ikinci sanal kâğıt depremi!
Belgeler sahte, ama etkisi gerçek! Nasıl oluyor bu?
Şu an Türkiye’ye bakınız, gerçekler olgularla değil, kağıtlarla ve imzalarla ispatlanır olmuştur.
Arşimed’in Kaldıraç formülü artık geçerli değildir; bir imzalı kağıtla Türkiye yerinden oynatılabilmektedir. İşte buna belgemani diyoruz.
Böyle bir ortamda UFO tartışmalarının merkeze oturması, öğrencilerin okutulmuş pirinç taneleri yiyerek sınavlara girmeleri, muskacılara hekimlerden daha çok itibar edilmesi, hepsi bu genel toplumsal manyaklığın çeşitli görüntüleridir.
Toplum sanki sanallığın makarasına sarılmıştır ve orada hayatla bağını koparmış, çırpınmaktadır.

SON BELGE MANYAKLIĞI
Son belge manyaklığına bakınız. Bir belge var, altında Genelkurmay’da görevli bir kurmay albayın imzası. Başlığı ne: “AKP’yi ve Fethullah’ı Bitirme Planı”.
Altında ne yazıyor? Fethullahçıların mekânlarına silah konacakmış, sonra yakalatılacakmış ve irtica silahlandı diye kamuoyu yaratılacakmış.
Bu tür tertipler Türkiye’de uygulanmıştır. Bu işin erbabı Fethullahçılardır. Ama hiç kimse böyle bir uygulamayı plana döküp, altına imza atma zekâsını gösterememiştir.
Ciddi bir insan, sadece bu sivri zekâlı planı gördüğü an, o kağıt parçasına güler geçer.

VAHİM İHTİMALİ KEŞİF SEFERBERLİĞİ
Ama öyle olmuyor. Mülki ve askeri erkân, hararetli görüşmeler yapıyor. Devlet yürütmesi, yasaması ve yargısıyla kan ter içinde çalışıyor. Başsavcılar, savcılar; askerisi, adlisi hepsi sahte bir dünyada oraya buraya koşuşuyorlar. Kriminal laboratuarların cümlesi, harıl harıl işliyor. Cümle uzmanlar, uçuşan kâğıt parçalarını havada yakalayıp incelemeye almak için fedakârca zıplıyorlar.
Varolan bütün teknolojik olanaklar; ülkenin kameraları, mikroskopları, teleskopları vahim ihtimalin keşfi için seferber oldular.
Belgeler de Amerikan tahvilleri gibi, gerçek değerleri olmasa bile dünyamızı sallıyor. Sanal kâğıtlar âleminden gelen dalgalar, gerçek âlemde insanı hayretlere düşüren sarsıntılar yaratıyor.
Bir tek eksiğimiz var: Kafka veya Hasan Yalçın.
Belge manyağı rolünü üstlenmiş bir devlet bürokrasisinin ve belge manyağı haline getirilen bir toplumun bu koşuşturmasını gelecek kuşaklara anlatacak yazarımız yok mu?
Manzaraya bakıp, Kafka’nın Gregori Samsa’sı gibi, bir sabah bir hamamböceği olarak uyanmamıza kaç gün kaldı diye soruyorum.
Bakıyorum, birkaç kişi; Bekir Coşkun, Deniz Som, Adnan Akfırat cezbeye kapılanların yakasına yapışıp, “siz manyak mı oldunuz” der gibi birkaç söz edecek oluyorlar. Televizyonlarda, bu tür basit gerçekleri söyleyenlere, boş gözlerle bakılıyor.
Bir sahte kağıt parçası, sanal alemdeki devlet bürokrasisini ve toplumu sallıyor; ama televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla hakikatlere dönüp bakan yok (Ulusal Kanal dışında).

TEHDİT ABD ORDUSU’NDAN DEĞİL, TÜRK ORDUSU’NDAN GELİYOR!
Tayyip Erdoğan, 32 yerde “ABD’nin BOP Eşbaşkanıyım, bu proje içinde Diyarbakır’ı merkez yapacağız” diyor. Diyarbakır’ı nerenin merkezi yapıyorsunuz diye soran yok!
Bu ihtimal, vahim ihtimalden sayılmıyor!
Abdullah Gül, “ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma yaptım” diyor.
Soran yok, bu “gizli anlaşma”nın maddelerini.
Çünkü tehdit, ABD Ordusu’ndan değil, Türk Ordusu’ndan geliyor!!!
Tehlikeler, tehditler, vahametler, korkular, hepsi sanal!
Evi ateş sarmış, kimsenin o yangınla ilgilendiği yok, sanal tehlikeler tartışılıyor.
- “Birinci ihtimal vahim”.
- “İkinci ihtimal daha vahim”.
- “Üçüncü ihtimal en vahim”.
Bu vahim ihtimaller içinde olmayan ihtimal ise, ABD’nin Türkiye’yi parçalamakta olduğu gerçeğidir.
Türkiye kendi gerçeğinden bütünüyle kopmuş, bir Şaman’ın elindeki dümbeleğin ritmine uyarak titremekte, acayip sesler çıkarmakta, çırpınıp durmaktadır. Demokrasi, hukuk devleti, darbe tehlikesi, basın özgürlüğü vb. hepsi anlamlarını yitirmiş, o dümbelek çalarak titreyen büyücünün ağzından çıkan anlamsız çığlıklar olmuştur.
İlkel bir toplum, bir şamanın dümbeleğinden çıkan seslerin cezbesine nasıl tutulur ve manyaklaşırsa, Türkiye de havaya savrulan sanal kâğıt parçalarının, sahte mühürlerin, uydurma imzaların büyüsüyle sallanmaktadır.
Silivri’den Türkiyeme bakıyorum ve soruyorum:
Bu kaçıncı sahte belge?
Bu büyücü, o dümbeleği daha ne kadar çalacak?
Bu nasıl bir büyülenme ve aldanma tutkusu?
Tevfik Fikret’in Halûk’a söylediği gibi, hâlâ “bir şifa” mıdır aldanmak?
ABD Ordusu’ndan korkacağımıza, Türk Ordusu’ndan korkalım, ne güzel çare değil mi!
O zaman “vahim” olan hiçbir ihtimal kalmaz!

Salı, Kasım 30, 2008

HAMDOLSUN SOYANLARA Atakan Korkmaz... VİDEO




Cuma, Mayıse 13, 2008

TUNCAY ÖZKAN TARTIŞMASI Anayasa Mahkemesi Başkanı HAŞİM KILIÇ İB

 

TUNCAY ÖZKAN TARTIŞMASI Anayasa Mahkemesi Başkanı HAŞİM KILIÇ İBDA-C'li mi?

GAZETEVATAN.COM

32. Gün'de olay tartışma
Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün programına katılan Tuncay Özkan'dan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a ağır itham.

Kanal D'de yayınlanan 32. Gün'de Tuncay Özkan 'Anayasa Mahkemesi Başkanı İBDA-C kökenlidir' deyince ortalık karıştı. Özkan'ın bu iddiasına Haşim Kılıç'tan acil yanıt geldi


Özkan eski kanalı Kanaltürk'ün CHP'den para aldığına dair iddiaları yanıtlarken Aydınlık dergisindeki, İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu'nun "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bizim müridimizdi' sözlerini gündeme getirdi. Özkan Anayasa mankemesi'nin güvenirliliğine bu sözlerle gölge düştüğünü iddia etti.
Banttan yayınlanan programda Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç'tan alınan cevap da yayınlandı.

İŞTE O TARTIŞMA VİDEO :

HAŞİM KILIÇ'IN YANITI VİDEO :

İP Genel Sekreter v. Mehmet Cengiz:
İBDA-C’yi kuran ekiple bağlantıları açıklanan
HAŞİM KILIÇ İSTİFA ETMELİDİR!
 
İşçi Partisi Genel Sekreter Vekili Mehmet Cengiz, bugün (12 Haziran 2008) Ankara'da bir basın toplantısı yaparak, şeriatçı terör örgütü İBDA-C kurucuları ile bağlantısı ortaya çıkan Anayasa Mahkemei Başkanı Haşim Kılıç'ı istifaya çağırdı. Cengiz'in açıklaması şöyle;

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın geçmişte İBDA-C’yi kuran ekiple bağlantıları olduğuna ilişkin iddiaları değerlendiren İşçi Partisi Genel Sekreter v. Av. Mehmet Cengiz Haşim Kılıç’ı istifaya çağırdı. Cengiz şunları söyledi:

AKP’nin kapatılması için dava açılması ve İddianamenin Anayasa Mahkemesi’nce kabulü ile türbana yönelik Anayasa değişikliklerinin iptal edilmesinden sonra yargıya yönelik saldırılar yoğunlaştı.

Saldırıların hedefinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Abdurrahman Yalçınkaya ve iptal kararında imzası bulunan 9 Anayasa Mahkemesi üyesi var.
Anayasa Mahkemesi kurumsal olarak hedef alınıyor ancak bu kurumun başkanı Haşim Kılıç özenle ayrı tutuluyor.

Dikkat çekici bu gelişmeler yaşanırken, İstanbul’da yayımlanan “Baran” dergisinin 1 Mayıs 2008 tarihli sayısında çarpıcı bir iddia yer aldı:

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, daha sonra İBDA-C olarak ismini duyuracak olan Salih Mirzabeyoğlu’nun liderliğindeki hareketin 1975-76 yıllarında çıkardığı “Gölge” dergisinin Ankara sorumlusuymuş.

Belirtilen dergide Av. Ahmet Arslan imzasıyla şu satırlar yer alıyor:
“Salih Mirzabeyoğlu’nun yıllardır cezaevinde olmasına mukabil, hayatları Salih Mirzabeyoğlu’nun hayatı etrafında gezinmekle ve bundan prim devşirme hesabı ile geçmiş kişilerden birisi Cumhurbaşkanı, birisi Başbakan, birisi Anayasa Mahkemesi Başkanı…”

“12 Eylül öncesinde Salih Mirzabeyoğlu’nun başında bulunduğu hareketin yayın organı olan Gölge Dergisinin Ankara sorumlusu, şimdi Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’tı”.

Av. Ahmet Arslan’ın belirttiğine göre; “Salih Mirzabeyoğlu üstat Necip Fazıl’ın en yakını iken, Akıncılar teşkilatının liderliğini yaparken, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan da Mirzabeyoğlu’nun etrafında görünmeye çalışıyordu”.

Sözü edilen Gölge dergisinin 1975-76 yıllarındaki sayılarını bulduk. Ekte kapaklarını ve bazı çarpıcı başlıkları ile temsilcilerinin de yer aldığı künyelerini sunuyoruz. Gölge dergisinin “Ankara Temsilcisi” ibaresinin karşısında “H. Kılıç” yazıyor, bazılarında da açıkça “Ankara Temsilcisi: Haşim Kılıç”.

Haşim Kılıç’ın adı halen cezaevinde bulunan İBDA-C lideri Mirzabeyoğlu’nun kitabında da sık sık geçiyor.
“İBDA”, “büyük doğuş” anlamında bir sözcük. İBDA-C örgütü mensupları, kendilerini “Büyük Doğu Hareketi” olarak da tarif ediyorlar. Mahkemeye sunulan Emniyet raporuna göre; “İBDA-C’nin amacı ‘Başyücelik Devleti’ ismiyle tüm Ortadoğu ülkelerini kapsayan tam bağımsız bir İslami devlet kurmak”!
Çok değil, bundan iki ay kadar önce -31 Mart 2008 günü- AKP’nin kapatılmasına yönelik İddianame, daha Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeden yaptığı açıklamada, “İddianamenin reddedilmesi gerekir” anlamına gelecek beyanlarda bulunarak oyunu açıklayan Haşim Kılıç’ın bu davadan çekilmesini istemiş ve “Anayasa Mahkemesi 10 üye, 1 temsilci ile toplanıyor” demiştik.
Nitekim beklendiği gibi oldu. Haşim Kılıç önceden açıkladığı ve beklendiği şekilde oy kullandı. Bu belirgin tutumunu, Anayasa değişikliğinin denetimine ilişkin oylamada da sürdürdü.

Haşim Kılıç, “tapu memuru” değil, Anayasa Mahkemesi Başkanıdır. Hakkındaki iddialar, Yüksek Mahkemenin saygınlığı ile bağdaşmamaktadır.

Özetlediğimiz iddialara göre, ortak bir geçmişi paylaştıkları Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan hakkında da karar vermek durumunda olan Haşim Kılıç’ın bu görevi sürdürmesine olanak yoktur.

İstifaya çağırıyoruz.

İP WEB SİTESİ

Cuma, Eylül 19, 2007

Pakistan Kana Bulandı (Video)

Pakistan kana bulandı (video)
8 yıllık sürgünden sonra ülkesine dönen Butto’nun konvoyuna sadlrı düzenlendi, 133 kişi öldü...



19 Ekim 2007 10:21
Pakistan’da, 8 yıllık sürgünden sonra ülkesine dönen eski Başbakan Benazir Butto’nun araç konvoyuna düzenlenen ve Butto’nun yaralanmadan kurtulduğu saldırıda ölü sayısının 133’e çıktığı, yaralı sayısının 390 olduğu bildirildi.

 

Salı, Ağustos 4, 2007

Baydemir'in Alçakça Konuşması

Salı, August 28, 2007

Sn.Sezer'in Anıtkabir'de Onurlu Gözyaşları..

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanlığı görevini bırakmasına saatler kala Anıtkabir'i ziyaret etti.


Perşembe, August 23, 2007

Gazetecilere Saldırı...!!!

Gazetecilere böyle saldırdılar
Adana'da Atatürkçü Düşünce Derneği'ne üyesi 25 kişinin Afyonkarahisar'a uğurlanması sırasında, istasyondaki güvenlik görevlileri gazetecilere saldırdı, olayda 3 gazeteci darp edildi


Perşembe, August 16, 2007

İ.Melih Gökçek'in Çölaşan Hakkında Edep Dışı Hezeyanları !

                
          İ.Melih Gökçek'in Çölaşan Hakkında Edep Dışı Hezeyanları !





Cumartesi, Mayıse 30, 2007

29 Nisan Cumhuriyet Mitingi Klip 1 - ATAM İZİNDEYİZ

Cumartesi, Mayıse 30, 2007

Tehlikenin Farkında mısınız ? OY'una Gelme...

« Önceki ::
Image Hosted by ImageShack.us
Subscribe to updates < / a>