Aktif Laiklik: Şeriatın Beri Yanı!.. NİLGÜN CERRAHOĞLU
SAĞNAK
NİLGÜN CERRAHOĞLU
“Aktif Laiklik”: Şeriatın Beri Yanı!
“Türkiye pasif laik olacak!”
Prof. Özbudun’un “Akşam” söyleşisinin -23 Eylül- başlığı bire bir buydu...
Sözüm ona “demokratikleşme” adı altında üst perdeden verilen komut; böyle, “Olacak! Nokta!” tonuyla sunuluyor, tek nefeste ardından laf “militan laik dayatmacılığa” getiriliyor; “evrensel normlardaki laiklikten” dem vuruluyordu…
Söyleşiye ana akım medyada -çok değil- iki elin on parmağını geçmeyecek sayıda yazar; “One minute!” dedi/diyebildi….
Ama görülen o ki artık bu kadarına dahi tahammül yok…
Ordan buradan hemen; “Ne kadar laikçi yobaz ve zorba varsa, Ergun Hoca’ ya saldırıyor!” sesleri yükselmeye başladı; “Hoca’yı eleştirmeye cüret edenlere”, “ayar” vermek isteyenler çıktı.
“Pasif laikliğin içeriğinin” böylece -pratikte- nasıl doldurulacağını öğrenmiş olduk.
Ağzınızı açmaya cüret etmediğiniz sürece, “pasif laik” oluyor; “evrensel normlara uygun” “demokratlığa” terfi ediyorsunuz!
İlk günden belirlenen “pasif laiklik” standardı buysa; varın gerisini siz hesap edin…
“İnandırıcılıktan” uzak bir tartışma
Türkiye’ deki “laiklik” tartışmalarının en zayıf noktası; bu tartışmaların, entelektüel anlamda her türlü samimiyet ve dolayısıyla “inandırıcılıktan” uzak olmasında…
“Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli bilim adamlarından biri” olarak takdim edilen Prof. Özbudun’un sözünü ettiği “evrensel normlara uygun laiklik” diye bir şey yok bir defa dünyada…
Her ülkenin tarihten gelen kendi öz deneyimleri; o ülkede geçerli devlet/din/mezhep ilişkileri itibarıyla beraberinde farklı laiklik pratikleri getiriyor…
Tüm ülkelere bu konuda şablon gibi uyan tek bir “standart” yok başka deyişle….
Laiklik çünkü özde; “dünya görüşü” filan değil…
Bir “araç” sadece!
Farklı inançlardaki insanların kadını, erkeği ile bir arada barış içinde; birer “cemaat üyesi” olarak değil de, “bireyler olarak” uygarca yaşamalarının “aracı!”.
Bu uygar yaşamın garantisi olarak konan kurallar bütününün, “kutsal dogma” yerine; “insan yapımı yasalara” dayandırılmasını temel alan yöntemin adı “laiklik” oluyor.
Sık başvurulan Fransa örneğinde olduğu gibi din-devlet ayrımının gelişmiş ve net çizgilerle belirlenmiş olduğu ülkelerde bu araç, derinlemesine içselleştirildiğinden; Türkiye’de olduğu gibi “tekerleği yeniden keşfetmeye” dek varan/varabilen tartışmalar yaşanmıyor.
Kendi başına apayrı bir kültür ve tarih geleneğini temsil eden Türkiye’ye dek uzanmadan ne var ki... daha ara bölgede kalan İtalya örneğinde sözgelimi, -sürekli karşı atakta bulunan Vatikan nedeniyle- laiklik çok daha savunmada ve kırılgan bir çizgide yaşanıyor.
Kimse buna karşın; İtalya’nın, İtalya’ya özgün şartları içinde uygulanan “laiklik yöntemlerini”; bire bir Fransa sistemiyle karşılaştırmayı düşünmüyor.
Kıta Avrupası ile uzak yakın ilgisi olmayan Anglosaksonların “sekülerizm” geleneği ile kırkınmak -manavdan meyve seçer gibi- kimsenin aklına gelmiyor…
Çizme’nin “nevi şahsına münhasır” laiklik terazisi; genel prensipler ve amaçlar çerçevesinde; daha ziyade -Vatikan şartlanmaları- göz önünde bulundurularak ayarlanıyor...
“A bak Fransa şöyle yapıyor!”; “İngiltere böyle yapıyor!” gibi… “göz boyamaya” yönelik, anlamsız örneklerle nefes tüketmek yerine; laik kesimler mücadelede daha çok “kilisenin oluşturduğu tarihi tehdite” odaklanıyorlar….
Hangi Müslüman ülke “Egemenlik milletin” diyor?
Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, her şeyden önce laik sistemi benimseyen tek Müslüman ülke olan Türkiye’de laikliğin ne anlama geldiğini hatırlamakta yarar var...
Türkiye’ de “laiklik” şeriatın beri yanına geçmek/geçebilmek ve geçmiş olmaktır.
Bu da öyle az buz bir şey değildir…
Özbudun’un beğenmediği “militan laiklik” olmasaydı, TBMM duvarlarında bugün “Egemenlik Milletindir!” yazabilecek miydi?
Koca Müslüman coğrafyasında, parlamentosunun duvarlarında “Egemenlik Milletindir!” yazan başka bir ülke var mı?
Yasalar önünde “kadın erkek eşitliğini” tesis eden başka ülke var mı?
Bizim için kıstas budur.
“Şeriat çıtası ötesine atlayabilmiş tek laik İslam ülkesi” gerçeği ve bu gerçeğin beraberinde getirdiği tüm sonuçlar göz ardı edilerek, “dayatmacı”, “militan laiklikten” söz edilemez…
Fırsat buldukça konuya devam edeceğim...



















0 yorum yazılmıştır