Camiye, Okula, Kışlaya... HİKMET ÇETİNKAYA
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Camiye, Okula, Kışlaya...
Kime inanacağız, kime güveneceğiz?
Asker - sivil bürokrata mı, Başbakan’a mı, Genelkurmay Başkanı’na mı, ana muhalefet liderine mi?
Savcılara mı, yargıçlara mı, avukatlara mı, Adli Tıp Kurumu’na mı, siyasetçilere mi, üniversitelere mi, doktora mı, kime?
Eğer sizler, bizler devletin kurumlarına güvenmezsek, bu ülke ülke olmaktan çıkar!
Ankara’da neler oluyor, bu giz perdesi neden ortadan kaldırılıp her şey tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıyor?
Necati Doğru’nun değindiği gibi “Adli Tıp’a saf eroin girer, buğday unudur diye rapor çıkar” haberlerini ben de unutmadım.
35 yıl önce Uşak’ta 40 kilo baz morfin bulunmuştu, sanıklar tutuklandı, uyuşturucu adli emanete alındı, sonunda Adli Tıp inceledi ve rapor verdi:
“Ele geçirilen madde baz morfin değil, ayakkabıcıların kullandığı kiriştir...”
Sanıklar salıverildi...
Şimdi de şöyle diyor okur Doğru’ya:
“Özür dilemekte niye acele ettin!”
Türk insanı gülmeceyi sever:
“Adli Tıp’a şimdi imza kuru gider, ABD’de icat edilen makineler sayesinde ıslak olur çıkar.”
Olur mu olur!
Burası Türkiye’dir... Sonra bu olay unutulur... Bir belge daha çıkar... Bir süre onunla oyalanıp durulur.
İhbarcı subay ortada yok... 30 Ağustos’ta emekli olup ABD’ye mi gitti çoluk çocuk bilmiyorum...
Ama biz ıslak imza makinelerini tartışıyoruz...
Makineler ABD’de 1000 ile 30 bin dolar arasında satılıyormuş... Orijinal imzayı atan elin ağırlığını bile taklit edebiliyormuş.
Bu makinelerde üretilen “ıslak imzayı” aslıyla ayırt etmek olanaksız hale geliyormuş.
Bunları ben söylemiyorum, işin uzmanları söylüyor!
***
Akşam gazetesinden Ercan Öztürk’ün haberine göre, savcılara postayla gönderilen “ıslak imzalı” belgeye “özel işlem” yapılmış. Albay Dursun Çiçek’in imzasına ilişkin “aslıdır” raporu geleneklere aykırı olarak hazırlanmış.
Hazırlanan raporda Fizik İhtisas Dairesi Başkanı Prof.Dr. Bülent Üner, uzman doktorlar Hacı Mehmet Akın ve Lokman Beşer’in imzaları bulunuyor.
Akın ve Beşer bir hafta önce göreve gelmişler...
İddialara göre, Adli Tıp’ta bugüne değin süren gelenek bu tür belgeyi inceleyecek heyetin, kurayla belirmesinden geçiyor. Nedense, bu belgede kurala uyulmayıp, gelenek göz ardı ediliyor.
Bu olay bir tartışma konusu yaratacak...
Savcıya ihbar mektubu yazan kişi, bu nedenle ortaya çıkmalıdır.
Mektubu okuyunca bu kişinin Genelkurmay Karargâhı’nı çok iyi bildiği anlaşılıyor.
İhbarcı subay, Genelkurmay Karargâhı’na sabaha karşı girebildiğine göre, önemli bir görevde. O görev de mektuptan anlaşıldığı gibi, Psikolojik Harekât Dairesi’nde.
İşin ıcığını cıcığını biliyor, subayların adlarını veriyor, kaç bilgisayarın veri yüklü aygıtlarının ortadan kaldırıldığını, kimi raporların erlerce yakıldığını anlatıyor.
İhbar mektubunda yok yok!
İhbarcı subay ortaya çıkmalı ve bildiği ne varsa savcılara anlatmalı.
Anlatmalı ki bu tartışma bitsin, her şey tümüyle aydınlansın!
Eğer aydınlatılmazsa olay ısıtılıp ısıtılıp gündeme gelir ve Ankara’daki “gizemli hava” dağılmaz!
İhbar mektubunu yazan kişi mutlaka ortaya çıkmalı ve kafalardaki soru işaretleri dağılmalı.
***
Eğer demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak görüp özgürlüklerin genişletilmesini istiyorsak gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.
Unutmayın, demokrasilerde sandıkla gelen, sandıkla gider!
Askeri darbelere umut bağlayarak demokrasiyi koruyup kollayamazsınız!
Toplumlar askeri darbeleri değil, demokrasiyi içlerine sindirdikleri sürece ayakta kalabilirler!
Üç gün önce yazdığımı bugün de yineleyeyim:
Asker askerliğini yapacak, siyasetçi siyasetini!
Süleyman Demirel’in 60’lı yılların sonlarında söylediği bir sözü vardır, çok beğenirim:
“Camiye, okula, kışlaya siyaset girmemeli!”
hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
Faks numaramız: 0212 343 72 69


















Konu: RTE'den Cankaya'daki AKP'liden biktik!basimizdan gidin!!!
Turkiye'de laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin ruhuna fatiha okutacak adamin 7 sulalesine fatiha okuturum ben!bu isler oyle kolay degildir!biz 86 yildir Turk Cumhuriyeti isek,bu adamlara pabuc birakmayiz!Darbeyse darbe!idam
sa idam getiririz!bunlari basimizdan atariz!bunlar bizim Turk oldugumuzu unutmasinlar!
Bağlantı »
Konu: Siyasetin giremeyeceği yer,rte'nin istemediği alanlardır.
Artık akp istiyorsa siyasetin giremeyeceği alan kalmamıştır.Camiler artık siyasetin en yoğun olarak yaşandığı alanlar haline gelmiştir.Tarikatların bu dönem etkili olmadığı bir alan söyleyebilirmisiniz?Özellikle din kurumlarındaki atamalar tamamen belirli tarikatların tekelindedir.Bunun inkarı sadece doğruları halktan saklamak olur,başka bir işe yaramaz.Ümmetçilik ile demokrasi de bağdaşamayacağına göre demokrasinin hesabıda ufak ufak görüldüğüne göre planın tamamlanmasına az kalmıştır.Yakındır demokrasinin ruhuna bir fatiha okuruz.
Bağlantı »