Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

http://erdem43.

Daha Çok Demokrasi... HİKMET ÇETİNKAYA - Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu



Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Cuma, Ekim 30, 2009

Daha Çok Demokrasi... HİKMET ÇETİNKAYA


POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

HİKMET ÇETİNKAYA

Daha Çok Demokrasi...

1789 Fransız devriminin içeriğindeki aydınlanma”; laikliği, cumhuriyeti, uluslaşmayı, demokrasiyi ve insan haklarını kapsıyordu.

1917 Rus devrimi, kapitalizmin sömürüsüne karşı sosyalizmle, sosyal adalet bilincinin dünyaya yayılmasında öncülük ettti.

Sosyalist devrim, 1789un aydınlanmasını içinde taşıdığından Orta Asyadaki İslam toplumlarının gelişmesine yol açtı.

1923, aydınlanmafelsefesinin açtığı yolda yürüdü, bir İslam toplumu olan Türkiyede Mustafa Kemal Atatürk, karanlığı aydınlığa dönüştürdü.

1923 devrimini karalamak, suçlamak günümüz Türkiyesinde moda.

Aydınlanma devrimini suçlayanların, dünyadaki üç büyük devrime bakmaları gerekir.

Ve dün sabah televizyonlardan Cumhuriyetin 86. yılı törenlerini izlerken üç büyük devrimi düşündüm...

Anıtkabirde birbirleriyle konuşmayanlar, bir köşeye çekilenler.

Başbakan Erdoğanın, salt Cumhurbaşkanı Gülle selamlaşıp tokalaşması, CHP lideri Baykal ve Genelkurmay Başkanı Başbuğa selam vermeyip, protokoldeki yerini alması, MHP lideri Bahçelinin bir kenarda durması içimi acıttı.

Toplum olarak Cumhuriyeti kuran, aydınlanma ışığıyla kulu birey yapan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına çok şey borçluyduk.

Demokrasi, sosyalizm, kapitalizm, liberalizm toplumsal bir olgudur ve o olgu da gerçeğin kendisidir.

Bugün siyasal erki elinde tutanlar sanırım bu gerçeklerden habersiz!

Uygarlığa açılan bir penceredir Aydınlanma Devrimi...

Pencereden gelen ışık, yaşamımızı devinimli kılar ve uygar olmanın yolunu açar.

***

Yaşam, tüm suların çiçeğine dönüştüğünde Türkiyenin aydınlık yüzü daha çok ortaya çıkacak...

Kavrulmuş bir toprakta ilerleyen ve duran ay ışığından süzülen beyazlık, insan yüreğinin derinliklerine inecek.

Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük isteyecek insanoğlu.

Çünkü toplumlar, devrimle ve evrimle gelişiyor...

Bu ayın beyaz ışığı gibi doğaya uygun bir dönüşümdür ve yaşadığımız evrende hızla gelişir.

Bir öfke ve öç alma duygusu sarmamalı toplumu.

Eğer sararsa evren yaşanmaz olur...

Şöyle bir bakın İrana, Iraka, Suriyeye...

Türkiye nerede onlar nerede...

İranlı kadınların eylemlerini anımsayın, biraz ötelere gidip Sudanı, Suudi Arabistanı görün, Pakistanda ve Afganistanda yaşananları izleyin.

Gördüğünüz yaşamın fotoğrafıdır.

Ve şimdi de Türkiyeye, yaşadığımız topraklara çevirin gözlerinizi...

O aydınlanma ışığı, 1923’ün devrimci ruhu, ışığı cılız da olsa yanmakta...

İlhan Selçuk, bir yazısında şöyle der:

1923 gülsuyuyla yapılmadı; bir Lavoisier olayı da yaşanmadı.

1789’u benimseyip, 1923ü dışlamak, çağdaş bir insan için tutarsız ve olanaksızdır.

Zengin bir tüccarın oğludur Antoine Laurent de Lavoisier. Okullarımızda okutulan ünlü Lavoisier Yasasını koyan adamdır.

1789 devriminde milletvekiliydi, 1794te kellesi giyotinin sepetine düştü...

Lavoisier, yargılanırken önemli deneylerini bitirmek için, Devrim Mahkemesi yargıcından süre isteyince şu yanıtı aldı:

Cumhuriyetin bilginlere gereksinimi yok!

Devrimin çalkantısında geri zekâlı yargıcın kararı, 1789’un sayfalarına kara leke gibi yapıştı.

***

Anıtkabirde Atamızın önünde devletin zirvesinde soğuk görüntüler...

Cumhuriyetin 86. yılında oluyor bunlar.

Bu yüzden içim acıdı!

1923 devrimi, baştan sona suçlanıp karalandığı bir dönemden geçiyor, en başta Atatürk olmak üzere tüm devrimciler sanık sandalyesine oturtulmak isteniyor...

1923 devrimi bir masal değil, uygarlığa açılan penceredir...

O pencereyi kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecek!

hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr

Faks numaramız: 0212 343 72 69


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Şahin1 | Tarih: 2009-11-02 19:20:07
    Konu: Devrimler ve gericilik.
    Zaman zaman yazıyoruz,demokrasi ile tarikat anlayışı (Bağnaz düşünce,biat anlayışı) bir arada barışamazlar.Bir birine ters kurallar içerirler.Demokraside sonsuz denilebilecek bir özgür düşünce,diğerinde itaat,denilene inanma,kişiye biat etme felsefesi ağır basar.Bu dönemde daha fazla demokrasinin mümkün olmadığını söylemek kehanet olmaz herhalde.Esasen gidişat da tek kişilik yönetime doğru gitmiyor mu?Bu yazdıklarımla sayın yazarımızın yazdıklarına karşı olduğum izlenimi çıkmaz umarım.Daha çok demokrasi için ortam müsait değil.Her iklimde her meyve ve sebze yetişmediği gibi bu dönemde daha fazla demokratik haklar yeşermez gibi geliyor bana.

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »
Image Hosted by ImageShack.us
Subscribe to updates < / a>