Dayatma Olgusunun İçyüzü Dışyüzü... CÜNEYT ARCAYÜREK

GÜNCEL
CÜNEYT ARCAYÜREK
Dayatma Olgusunun İçyüzü Dışyüzü
Bu iktidarın ve onun başının karakteri nedir? Soruya yanıt kısa, fakat gerçekçi:
Bu iktidar ve onun başı, içeride kimi aykırılıkları halka da rejimin temel kurallarına da dayatmakta usta...
Dışarıdan gelen dayatmalar karşısında.. siniyor, dayatmayı sindiriyor.
İçeriye pompaladığı ana slogana göre; “dünya devletleri arasında Türkiye’nin itibarı ve önemi yükseliyor.”
ABD’nin Dışişleri Bakan Yardımcısı Bryza da -bir Rum gazetesine- bölgede Türkiye’nin süper güç olduğunu söylemiş.
Türkiye itibarlı, süper güç? Evet, ama yılın üç ayında yüzde 13.8 küçülmemizi sağlayan ve böylece dünyada hiçbir devletin erişemediği bir rekora imza atanların yönettiği bir ülke!..
Ya da İslamcıl demokrasinin şampiyonluğuna soyunduğu için mi?
Yoksa Batı’nın Ortadoğu’ya açılan politikalarına köprü görevi yapmaya elverişli stratejik konumdaki coğrafyamız nedeniyle mi?
Dış-iç sorunların giderek yoğunlaştığı.. dünya ölçeğinde ekonomik ve mali göstergelerin toplumları derinden etkilediği bir zamanda; 29 Mart 2009’da halkımızın çoğunluğu.. çözümsüzlüğe talim eden iç-dış sorunlardan etkilenmediğini.. zaten zayıf olan yaşam koşullarına ekonomik krizin vurduğu darbeyi fazla umursamadığını gösterdi ve.. bir önceki seçimde yüzde 47 oy alan bu iktidarı yüzde 38 oyla yine destekledi.
Ekonomiden sosyal yaşama hemen her açıdan başarısız olan bir iktidarı, halkın desteklemesi, -herhalde- gerçek demokrasiyi sindirmiş Batılı hiçbir ülkede görülmeyen bir sonuç!
Ergenekon gibi ne başı, ne de kıçı belli olmayan bir süreç yaratarak ülkeyi korku imparatorluğuna çeviren.. sosyal, ekonomik göstergelerin tersyüz olduğu bir ülkede hâlâ destek bulan bu iktidarın ve onun başının.. ne medya, ne muhalefet, ne aydınlar.. ne uyarılar.. umurunda değil.
İçeride hemen her alanda, her konuda dayatıyor.
Dışarıya gelince:
***
ABD’nin gelmiş geçmiş bütün yönetimleri (son olarak ziyareti sırasında Başkan Obama)… Avrupa Birliği, yıllardır Heybeliada’daki Ortodoks Ruhban Okulu’nun açılmasını dayatırlar.
AKP iktidara gelinceye kadarki süreçte Türk hükümetleri Batılı dayatmalara direndi.
AKP ile birlikte dayatmalar giderek yoğunluk kazandı. Örneğin, İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’nin bir sözcüsü yakın günlerde, ülkenin onuruna darbe vuran bir açıklama yaptı:
“Ruhban Okulu’nun açılmasını sağlamak için verdiğimiz uğraşlarda Türk hükümetine istediğimizi yaptıramadık… Biz de Türkiye üzerine uluslararası baskı yapan yöntemleri seçtik” dedi.
Batılı dayatmalar sonuç vermiş olacak ki, Başmüzakereci, Devlet Bakanı Egemen Bağış; konuya ilişkin “günümüzde kader birliği yaptığımız Ortodoks dinine mensup vatandaşlarımızın bir ihtiyacı varsa… o ihtiyacı nasıl gideririz... onun yolunu onlarla oturup konuşarak bulmalıyız” dedi.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay Ruhban Okulu yakında açılacak demeye gelen bir açıklama yaptı.
Hükümet, Batılı dayatmalara olumlu yanıt vermek için harıl harıl soruna çözüm olanakları arıyor.
Anayasamız bir başka dine ait okula izin vermiyormuş.. dayatmanın öteki ucu ekümenikliğe dayanıyormuş… Bunları aşmak Batı’nın (AB ile ABD’nin) bu iktidara yüklediği “misyon.”
***
Şimdi sıra geldi AB’nin bir diğer, Kıbrıs’la ilgili dayatmasına.
AB Komisyon Başkanı Barosso; Türk hava ve deniz limanlarını Güney Rum Cumhuriyeti uçak ve gemilerine sonbahar 2009’a kadar açmadığımız takdirde üyelik görüşmelerine devam edilemeyeceğini açıkladı.
Dayatmanın temel kaynağı bir ek protokol. Bir zamanlar Dışişleri Bakanı olarak başarıdan başarıya koştuğuna inanan Çankaya’daki AKP’linin, 29 Temmuz 2005 tarihinde AB ile imzaladığı ek protokol...
AB şimdi üye ülkelere eşit davranılacağını içeren ek protokolü göstererek dayatıyor:
AB’ye üye Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne limanlarınızı ya açarsınız ya da...

















0 yorum yazılmıştır