Din Nedir?.. MUSTAFA BALBAY
MUSTAFA BALBAY
Din...
Kaderin cilvesine bakın; CHP’nin örtülü kadın tartışması başlattığı hafta, ABD’de “Türkiye’nin 2025 yılında daha az laik olacağına” ilişkin bir rapor yayımlandı.
Din:
1- Devlet biçimi midir?
2- Yaşam biçimi midir?
3- İnanç biçimi midir?
İnsanoğlunun yüzyıllardır yanıtını vermeye çalıştığı 3 kısa soru! Din devlet biçimidir derseniz; dinin tartışmasız kurallar içeren yapısı altında devleti, çağın bütün gelişiminden uzak, toplumu geriye götüren bir yapıya sokarsınız.
Din yaşam biçimidir derseniz; bu kez bunun sınırlarını enine boyuna tartışmaya girişirsiniz.
Din inanç biçimidir derseniz; önemli ölçüde gerçek yerine koymuş olursunuz. Bireyler kendilerini bağlayan inanç anlayışları ölçüsünde dinini yaşar.
Türklerin kökenlerinde de din daha çok inanç biçimi olarak yerini almıştır. Parayla imanın kimde olduğu belli olmaz sözü, yüzyılların yaşam anlayışında süzülüp gelmiş bir deyimdir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, dine son derece saygılı ve gerçek yerine oturmasını sağlayan temellere dayandırıldı. Zamanla yıpratıldı.
***
Türkiye’de dinin siyasette kullanımına ilişkin başlıca unsur olarak “kadın” seçildi.
Başarılı bir şekilde kullanılmaya devam ediyor.
Kadının siyasette adı yok ama, propaganda malzemesi olarak yeri var. Yıllardır yüzde 4’lük sınır aşılabilmiş değil. Türk kadını pek çok meslekte hak ettiği yeri aldı. Ancak bu, siyasette başarılamadı. Öyle ki, bir kadın siyasette başarılı olmuşsa şöyle övüyorlar:
Helal olsun, erkek çıktı!
Türk kadını ülkenin toplam servetinde de hak ettiği payı alamıyor. Tapu kayıtları dikkate alındığında, Türkiye’deki varlıkların yüzde 92’si erkeklerin, yüzde 8’i kadınların üzerinde.
Bu tartışmalı rakamlar ışığında CHP’nin açılımını nereye oturtabiliriz?
Bu açılım tek başına bir yere oturmuyor.
Nasıl ki AKP başı açık kadınları bünyesine aldı diye türbancılığı sona ermiyorsa; CHP de türbanlıları alınca, hemen bambaşka bir kimliğe bürünmüyor.
Ancak, girişte sözünü ettiğimiz gibi konu, küresel oyunlar dahil, her türlü kullanıma açık. O nedenle bu tür açılımlarda en dikkatli olması gereken parti CHP.
AKP basını CHP’nin açılımını alkışlarken arkasının gelmesini istiyor. CHP bu alanda yarışa girdi mi dipsiz bir kuyuya doğru yolculuğa başlamış demektir.
***
CHP, türbanlı, kara çarşaflı kadınlar dahil toplumun her kesiminden oy istemeli. Bunu yaparken kendisini, her kesimi içine almaya mecbur hissetmemeli.
Böyle bir açılım yaptı diye CHP’nin hedef tahtasına konulması da Atatürk Türkiyesi açısından yararlı değil.
Türbanlı bir kadın, “Bizden birinin CHP’de ne işi var” diye tartışma açmıyor. Tersine, “Oraya da girdik” diyor. Bu noktada sormak gerekir:
Türbanlılar CHP’ye girdi diye CHP’lilerin birbirine girmesi sağlıklı bir politika mı?
Hayır... Bu, en hafif anlatımla özgüven eksikliğidir.
CHP gerçekten kadını zincirlerinden kurtarmak istiyorsa, zincir sadece örtü değil. Yukarıda aktardığımız bir dizi olumsuzluk var. CHP yönetimi bütün bu olumsuzlukları çözmeyi hedefleyen politikalar da üretir, kadınlarla, toplumla paylaşırsa, o zaman yaptığı açılım yerine oturur. Salt rozet takmakla kadın özgürleşseydi...
Küresel politika üretenler durup durup Türkiye’ye “ılımlı İslam” tipi bir yönetim biçiyorlar. Çünkü biliyorlar ki, bir toplum dünyaya salt din penceresinden bakarsa, olduğu yerde çakılır kalır, hatta geriye gider.
Türkiye’de pek çok şeyin çivisi çıktı. Her şeyi yerli yerine oturtacak bir iktidara gereksinim var.
CHP, ben böyle bir iktidara talibim diyorsa, toplumun her kesimini içine almayı değil, toplumun her kesimine ulaşabilmeyi hedeflemeli.
ankcum@cumhuriyet.com.tr



















0 yorum yazılmıştır