Dinci Faşist Düzen... ÜMİT ZİLELİ

DÜZ ÇİZGİ
ÜMİT ZİLELİ
Dinci Faşist Düzen!..
12 Mart Muhtırası radyoda okunduğunda küçücük bir çocuktum…
Amcamın nasıl büyük bir hırsla arandığını ve sonunda yakalandığını, sokaklarda ya da dağlarda öldürülemeyen gencecik çocukların nasıl ipe yollandıklarını, askeri mahkemelerde nasıl onlarca yıl hapse mahkûm edildiklerini hep babaannemin gözyaşlarından öğrendim… Mamak Askeri Cezaevi’nin önündeki uzun nöbet günlerini gayet iyi hatırlarım…
12 Eylül darbesi esnasında ise gencecik bir muhabirdim… Binlerce, on binlerce insanın nasıl işkencelerden ve darbe mahkemelerinden geçtiğinin bizzat tanığıyım... Cunta liderinin kürsüden, “Asmayalım da besleyelim mi?” diye kükrediği sıralarda yaşı büyütülüp asılan çocuğu da hiç ama hiç unutmadım… Bu ülkede yazılan ilk “askerlik anılarının” yazarı olarak, yaşadıklarımı, tanıklıklarımı kâğıda dökerken de sıkıyönetimin, asker egemenliğinin ne olduğunu birinci elden bilen biriydim…
Bu nedenle, geçen perşembe gece yarısı, AKP’nin adeta yangından mal kaçırırcasına TBMM’den geçirdiği yasanın içeriği, benim ilk gençlik yıllarımdan bu yana savunduklarımla örtüşüyor ve destekliyorum!.. Tabii ki, demokratik bir hukuk devletinde askerler de ağır cezalık, askeri disiplin dışında işledikleri suçlar nedeniyle sivil mahkemelerde yargılanmalıdır…
-Ama gerçekten demokratik bir hukuk devletinde!..
***
Tüm kurumları ele geçirip, rejimi değiştirmeyi hedeflediği, yedi yıllık iktidarı sırasındaki uygulamalarıyla açıkça ortaya çıkmış, ülkenin Anayasa Mahkemesi’nin, bir üye dışında 10 üyesinin kararıyla “laik düzene karşı irticai eylemlerin odağı” olduğu karara bağlanmış bir hükümetin yönetiminde değil!..
Bu hükümetin başı, daha birkaç gün önce açıkça, üstüne basa basa ne demişti, anımsamıyor musunuz?..
- Türkiye’de demokratik rejimin teminatı polistir!..
Dünyanın hangi demokratik hukuk devletinin başbakanı, demokrasinin biricik teminatının “hukuk” ve bağımsız yargı olduğunu yok sayıp, teminat olarak “polisi” gösterebilir?.. Bu kafanın ülkeyi götüreceği sonuç o kadar basit, o kadar kesindir ki…
- Polis devleti!..
Hele ki; polis içinde “F tipi” yapılanmanın ne denli yaygın olduğu bilinirken!.. Bu durumda, yapılmak istenen de son derece açık:
- Türkiye’nin tepetaklak boşluğa yuvarlandığını, tarihin en acıklı ekonomik küçülmesinin yaşandığını gizlemek, Deniz Feneri davasını gözlerden iyice uzaklaştırmak, “darbe” edebiyatıyla yine o mide bulandırıcı “mağdur” rolünü oynamak için yeni tertipler planlamak ve uygulamak!..
- F tipi yapılanma şu anda işbirlikçi liberal sürüngenlerin desteğinde işte bunu beceriyor!..
Yaşadıklarımızın ne sivilleşmeyle, ne de hukukla uzaktan yakından bir ilgisi var. Ele geçirilemeyen tek kurum olan TSK’nin ağır bir kuşatmaya alınması da o çok açık hedefe ulaşmak için zaten…
- Dinci faşist bir düzen!..
Bir Yurtsevere Mektup (XV)
Sevgili kardeşim Balbay, bu sana on beşinci mektubum!.. Bu mektupları yad ederek acı acı gülümseyeceğimiz, kucaklaşacağımız günleri artık iple çekiyorum, bilesin… Bugün Sıvas Katliamı’nın 16. yıldönümü… Gerici yobazların, ağızlarından salyalar akıtarak, bu ülkenin sanatçılarını, gencecik pırıl pırıl insanlarını diri diri yaktıkları o meşum günün yıldönümünde, o yobazların ağababalarının köşe başlarını tuttuğunu, demokrasi ve insan hakları nutukları attıklarını gördükçe o güzelim insanlardan af diliyorum…
Belge komedisine gelince; o da akıl almaz bir şekilde totaliter bir rejime doğru gidişin çekici gücü haline getirilmeye çalışılıyor!.. Sivil darbenin süratle sonuca ulaşması için gözü kara bir saldırı daha gerçekleştiriliyor anlayacağın… Sesli Gazete’de hep söylediğimiz üzere: “Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse!..”
Seni ve tüm yurtseverleri, dışarıdaki milyonlar adına bir yurtseverin olanca gücü, kararlılığı ve sıcaklığıyla kucaklıyorum kardeşim...
e-posta: umitzileli@gmail.com

















0 yorum yazılmıştır