Düşünmek... ATAOL BEHRAMOĞLU

CUMARTESİ YAZILARI
ATAOL BEHRAMOĞLU
Düşünmek...
Hakkında sayısız kez yazılmış, yazılacak bir konu.
Doğrusunu söylemek gerekirse, başlığı atmadan önce, bilgisayar dosyalarımı gözden geçirdim. Daha önce aynı başlıkla yazmış olabilirim kuşkusuyla...
Yazmamış olduğumu görünce de şaşırdım...
Düşünmek, insan olmamızın en temel olgusu.
Varoluşumuzun gerekçesini bu olguya dayandıran ünlü deyişi tekrara gerek yok.
Aslında o deyiş üzerinden biraz ilerleyebilir, “düşünce jimnastiği” yapabiliriz...
Hayvanlar, bitkiler, cansız nesneler düşünmüyor, ama varlar...
Öyleyse Descartes’ın çıkarsaması boşlukta mı kalıyor?
Hayır!
İnsan düşünerek var, düşündüğü için var...
Bu, insanın türünün tüm öteki canlılardan ve cansızlardan başlıca farkı...
Öyleyse bir adım daha atarak soralım:
Düşünmeyen, düşünme yeteneğine sahip olmayan kişiye, vardır denebilir mi?
***
Yukarıdaki soruyu yanıtlamaya girişmeden önce, düşünme kavramının kendisini irdelemeye çalışalım.
Nedir düşünmek?
Öğrenmek için çaba harcamaksızın, bildiklerimizi her an elekten ve gözden geçirmeksizin, onları yeni bilgilerle geliştirmeksizin, bir konuyu kavrayabileceğimiz tüm yönleriyle ele almaksızın, kuşkulanmaksızın, yanılgı payı bırakmaksızın, o konu üzerinde sabitleşmiş fikirlerle ısrar etmek mi?
Yoksa, gerekli bilgileri edindikten sonra da bilgi edinmeye her an açık, özeleştiriye yetenekli, üzerinde fikir yürüttüğümüz konuya eleştirici, irdeleyici bir akılla yaklaşmak mı?
Düşünmek bence bu ikincisidir...
***
Bir sonraki soru kendiliğinden geliyor:
Düşünen bir toplum muyuz?
Tek tek, düşünen insanlar mıyız?
Bu sorulara olumlu yanıt veremiyorum.
Sadece eğitimsiz kitleler bakımından değil, aydınlarımız bakımından da…
Eğitimsiz kitleleri eleştirmek haksızlık olur.
Eğtimsizliğin, ya da yeterli ve doğru eğitim almayışın yanı sıra, utanç verici, ahlaksız bir medya yönlendirmesi, bu insanları şaşkına çevirmiş.
Türkiye toplumu bu anlamda, “her kafadan bir ses çıkan” benzersiz bir toplumdur.
Tam bir düşünce anarşisi!
Aslında ise bir düşünce yoksulluğu ve düşünme yeteneksizliği...
Ya aydınlarımız?
Yaşadığımız günlerin, yılların olayları, aydınlarımız konusunda iyimser olmayı da ne yazık ki olanaksız kılıyor.
Aydınları düşünen bir toplum, şu anda içinde olduğumuz çirkefe bu kadar kolay yuvarlanmaz, bir ulusu o ulus yapan değerler bu kadar kolay ve çabuk ayaklar altına alınmaz; yalan, ahlaksızlık, hukuksuzluk bu kadar kolay egemen olmaz; demokratik düzen bu kadar kolay ve çabuk yozlaşarak diktatörlüğe dönüşmeye yüz tutmazdı…
Demek ki neden sadece halkın eğitimsizliği değil
Aydın genetiğimizde bir sorun, bir sakatlık var…
***
Bu yazıya, düşünen ender aydınlarımızdan Orhan Bursalı’nın “Bilgi Toplumu Sınıfı –Dünya ve İktidar Sorunu” adlı adlı kitabını tanıtmak amacıyla başlamıştım...
Düşünmek üzerine düşündüklerim uzayıp gitti...
Doğrusu, değerli arkadaşımın “Türkiye Bilimler Akademisi”nce bu yılın mayıs ayında yayımlanan kitabını henüz bütünüyle okuyup bitirebilmiş de değilim...
Fakat oylumca küçük (140 sayfa) bu kitap, ilk sayfalarından başlayarak sayısız düşünme olanağı sunuyor okura...
Özellikle de günümüz koşullarında Marksizm üzerine düşünmek isteyenlere...
Öyleyse bu yazı Bursalı’nın kitabı için gerçekten de bir ön tanıtma yazısı olsun...
Şimdi, kitabı okumayı sürdürürken, bir yandan da, “kaos ve determinizm” konulu olanlar başta gelmek üzere, dipnotlarda sözü edilen kaynaklar üzerinden yeni okuma ve düşünme ufuklarına doğru yol alınacak demektir...
ataol b@cumhuriyet.com.tr
Faks: (0212) 343 72 64

















0 yorum yazılmıştır