Gelişenler ve Gelişemeyenler... MUSTAFA BALBAY
GÜNDEM
MUSTAFA BALBAY
Gelişenler ve Gelişemeyenler
Ekim ayının ikinci yarısında hukuk açısından üç önemli haber vardı:
1. Silopi’de, Kuzey Irak’tan gelenler için kurulan mahkeme.
2. Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili arama ve ifade alma işlemleri.
3. Silivri’de görülmekte olan dava ile ilgili gelişmeler, daha doğrusu gelişmemeler!
Barış, yeryüzünde insanların en güzel isteğidir. Bu bağlamda, en kötü barış bile en iyi savaştan daha iyidir. Bu düşüncelerimi mesleğimi özgürce yapabildiğim günlerde de buna benzer tanımlarla ifade ettim.
Ancak barış ortamını oluştururken ülkedeki her şeyin bütünün parçaları olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu yanı ayrı bir yazı konusu. Hukuksal yanı herkesin gözü önünde seyretti. Canlı yayında biz de izledik. Bölgedeki muhabirler, dakikasal aralıklarla şu bilgileri veriyorlardı:
“Az önce Kandil’den gelen şu kişi yargıç tarafından serbest bırakıldı. Şimdi şu kişi girdi...”
Az sonra o da serbest bırakılınca yine canlı yayın...
İşin yasal, hukuksal boyutları bir yana, yargının hızını izlerken derin düşüncelere dalmamak elde değildi.
Silivri’de aylarca süren bir işlemin Silopi’de dakikalar içinde tamamlanması, zaman kavramının ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha gösterdi bize.
Çok kaba karşılaştırma yapmak gerekirse Silopi’de yarım dakikada alınan yol, Silivri’de en erken bir ayda alınıyor.
***
Deniz Feneri soruşturması da büyük bir gizlilik içinde devam ediyor. Gizlilik yasa gereği. Soruşturma aşamasında bu kurala uymak gerekiyor. Soruşturma kapsamındaki kişilerden bazıları adliyeye davet edildiler. İfadelerini verdiler ve evlerine gittiler.
Aynı soruşturma çerçevesinde kimi yerlerde arama yapıldı. Yine gizlilik kuralı gereği arama görüntüleri yoktu. Yine yasalara uygun olarak bilgisayarların kopyaları çıkarıldı. Onlar götürüldü.
İfade verenlerden bazıları gazetecilere şunu söyledi:
“Susma hakkımızı kullandık.”
Silivri soruşturmalarında susan ya da sorulan soruyla ilgili ayrıntı bilmediğini söyleyen bir kişi için savcılar şu yorumu yapıyor:
“Örgütün faaliyetlerini gizlediği görülmüştür.”
Silivri soruşturmalarında el konan bilgisayarların çoğunun kopyası çıkarılmadan götürülüyor.
Deniz Feneri olayında ifadesi alınacak kişiler tek tek, çok farklı aralıklarla adliyeye davet ediliyor. Silivri’de ise toplu dalgalarla ve toplu suçlamalarla işlemler başlatılıyor.
Deniz Feneri’nde iddianame hazırlamanın çok özen isteyen bir şey olduğu, iddianameye konması gerekenlerin dikkatle seçilmesi gerektiği, en yetkili ağızlardan ifade ediliyor.
Silivri’de, usule uygun olmayan, hukuk dışılığı açıkça belli delillerle ilgili işlem yapılması, bunların dosyadan çıkarılması istendiğinde şu yanıt veriliyor:
“Bu konudaki kararın hüküm sırasında verilmesine...”
***
Yukarıda aktardıklarımızın eksiği var, fazlası yok. Zaten her şey toplumun gözü önünde seyrediyor.
O nedenle yoruma da gerek yok.
Server Tanilli hocamızın geçenlerde yazdığı gibi bir Alman nasıl “Berlin’de yargıçlar var” özgüveni içindeyse...
Biz de aynı özgüven içinde olmak istiyoruz:
“Türkiye’de yargıçlar var!”
ankcum@cumhuriyet.com.tr


















0 yorum yazılmıştır