Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

http://erdem43.

Kâbe’yi Sirke Çevirmek İstiyorlar... ÖZGEN ACAR - Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu



Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Cuma, Ekim 6, 2009

Kâbe’yi Sirke Çevirmek İstiyorlar... ÖZGEN ACAR

KAVŞAK

ÖZGEN ACAR

Kâbe’yi Sirke Çevirmek İstiyorlar

Tüm Müslümanların gözü aydın! Mekkeyi, Mekke yapan Kâbe-i Muazzama, muazzam olmaktan çıkıyor görkemli sirke dönüştürülüyor!

1. Perde:

Türkiyede ilk kez bu köşede 17 Nisan 2001de Mekkedeki Osmanlı Ecyad Kalesinin yıkılarak gökdelenlerin yapılacağını duyurmuştuk. Suudi Evkaf Bakanı Dr. Abdul Rahman el Matrudi, yarım milyar dolara mal olacak projeyi Kral Fahdın onayladığını açıklamıştı.

Mekkeyi korumak amacıyla yapılan üç kaleden biri olan Osmanlı Ecyad Kalesi yakındaki tepeden Kâbeye bakıyordu. 1781de yapılmış, 1884’te onarılmıştı. 800 kişilik Osmanlı topçu birliği konuşlanmıştı.

El Matrudi, 297 dönüm üzerinde, 924 lüks daireli, 17-32 kat yükseklikleri olan, 11 gökdelende, devre mülk dairelerden başka beş yıldızlı, 1220 odalı bir otelin yanı sıra 1600 arabalık otoparkı bulunan bir alışveriş merkezinin planlandığını duyurmuştu.

Türk Dışişleri Bakanlığı, UNESCO devreye girip Yapmayın, etmeyin bu tarihsel mirası yıkmayın dedilerse de gözünü para bürümüş dini bütün Suudilere söz geçirememişlerdi! 2002de kale yıkıldı. Yerine Nev Yorktaki Empire State Building özentisi gökdelenler yapıldı. Bazı Türklerin de daire satın aldıkları yazıldı.

2. Perde:

Kâbenin kutsallığı gökten düşmüş bir kara taştan gelir. Bu göktaşı, İslamiyet döneminden yaklaşık iki bin yıl önce Urfalı hemşerimiz Hazreti İbrahimin (Abraham) döneminde, düşmüş olmalıydı. İbrahim, kurban edemediği oğlu İsmaile Bana bir taş getir de tavafın nereden başlayacağını işaret edeyim demiş. Oğul da yandaki dağdan aldığı 18 cm. yarıçapında, yumurta biçimli bu kara göktaşını babasına vermiş.

Mekkede tavaf edilen (çevresinde dönülen) göktaşı, Polatlı yakınında Ballıhisar Köyündeki Pessinus antik kentine düşen kara göktaşından farksızdı. Frigler, o noktayı ana tanrıça Kibelenin kutsal yeri kabul ettiler. Taşa taptılar!

Güney anlamındaki Kıble sözcüğü Arapça değil, Anadolu kökenli Kibeleden gelir. Arapçası Hacer-i Esvet, yani hacer (kara) esvet (taş), yani kara taş demektir. Mekkedeki kara taş başlangıçta bir bütündü, zamanla 12 parçaya ayrıldı. Bugün Mekkede 8 parçası var. Biri İstanbulda Kanuninin Süleymaniye Camiinde, üçü de ünlü sadrazamı Sokullu Mehmet Paşanın camiinde kutsal emanet olarak bulunmaktadır.

Bu parçaları Mekkeden İstanbula bir harem ağası getirmiş. Garip bir rastlantı, Kibelenin rahipleri de harem ağası gibi hadımdılar! Romalılar, Pessinustan Kibelenin kara göktaşını Romaya götürdüler. Puta tapılmasını yasaklayan İslamiyete inananların milyonlarcası ise günümüzde bu taşın çevresinde dönüp duruyor!

Bu taş parçalarının bulunduğu Mescid-i Haramı çevreleyen Kâbenin avlusu Kanuninin emriyle genişletildi. 500 kadar küçük kubbeli, revaklı portiko (sundurmalı alan-sütunlar üzerindeki kemerli) yapıyı Mimar Sinan planladı, 1590’da mimar Mehmet Ağa uyguladı.

3. Perde:

Suudiler, şimdi de Kâbeyi simgeleştiren Sinanın çizimi bu Osmanlı yapısını yılbaşından sonra yıkıp tavaf (dönme) alanını genişleterek tıpkı bir sirkin yusyuvarlak görünümünde yaratacaklar. Hayvanların, cambazların gösteri yaptığı sirk sözcüğü Latince circus (daire)den gelir!

Bu sirke bakan 80 katlı çok sayıda ve 20 katlı 60 gökdelen ise tribün görevi yapacak. 100 bin kişinin yaşayacağı bu yapılara 12 şeritli yolla ulaşılacak. Harem-i Şerifte okunacak ezan, özel sistemle konutlarda dinlenebilecek.

14 milyar dolara mal olacağı öngörülen bu yapılanmayı Bin Ladin Şirketler Grubu adlı Suudi müteahhitlik firması yüklendi. Şirketin kurucusu Muhammet Bin Ladin, 1930’da Yemenden Suudi Arabistana gelmiş, Ortadoğunun en önemli müteahhitlerinden biri olmuş, 1968’de öldüğünde 11 milyar dolar miras bırakmıştı.

Oğullarından birini tanırsınız? Nev Yorkta 11 Eylülde ikiz kuleleri yerle bir eden terör örgütü El Kaidenin kurucusu Usame Bin Ladin!

4. Perde:

Dünkü Cumhuriyette Domuz Gribi korkusundan dünyadaki turist sayısının 922 milyondan 850 milyona düştüğüne ilişkin bir haber vardı.

Domuz Gribi hükümeti ikiye böldü. Bir Risk (tehlike) grubudur gidiyor. Bu gruplara bakınca ister istemez, her insan ucundan kulağından kendisinin de tehlikeye bulaştığını görüyor. Domuz gribi tehlikesi çocukların oyunda ebeyi seçmek için kullandıkları şu tekerlemeyi anımsatıyor:

Oooo! Mooo! / İğne battı! Canımı yaktı/ Tombul kuş ,/ Arabaya koş, / Çıngırdaklı / Mıngırdaklı kuş…” Bir başka deyişle ha Domuz Gribi, ha Rus Ruleti Kimde patlayacağı belli değil

İnsanlara aşı olup olmama konusunda yazı tura attırıyor. Kimileri Maşallah ben domuz gibiyim diyor aşı olmuyor ya da Başbakan gibi mekruh domuzun aşısını da istemem diye düşünüyor. Kimileri de Cumhurbaşkanı gibi gazetecilerin sorusunu Risk grubunda mıyım gibi soruyla karşılıyor. Kimileri de neme lazım diyerek aşı oluyor ya da Sağlık Bakanı gibi ilkokullarda ben aşıdan maşıdan korkmam diyen kahraman çocuk havasıyla öne çıkıyor.

Grip, en çok toplu alanlarda salgınlaştığı için okullar da tatil ediliyor. Benim anlamadığım nokta, 120 bin kadar Türk hacısı bu yıl neden hacca gönderiliyor? Kimileri havaalanında aşı yaptırıyor, kimileri yaptırmıyor. Kendi bilecekleri iş! Ancak, bu kadar insanı dünyanın dört bir köşesinden gelen birkaç milyon insanın içine göndermek akıl alacak iş mi?

Hacılar aşı olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Orada alacağı mikrobu portör (taşıyıcı)” olarak Türkiyeye getirmeyecekler mi? Aileleri, akrabaları, komşuları için tehlike yaratmayacaklar mı? Bir anlamda bu hacılar dönüşlerinde 120 bin canlı domuz gribi bombası olmayacaklar mı? Acaba bu yıl Süleymaniye ve Sokullu Mehmet camilerindeki kara taşlar devreye sokulsa ne olur?

Elmek: oacar@superonline.com Faks: 0312. 442 79 90


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »
Image Hosted by ImageShack.us
Subscribe to updates < / a>