Keşke... Kuddusi Okkır da... HİKMET BİLA
GENİŞ AÇI
HİKMET BİLA
Keşke... Kuddusi Okkır da...
Türk Silahlı Kuvvetleri adına, Kocaeli Garnizon Komutanı Korg. Galip Mendi’nin, tutuklu orgeneraller Eruygur ve Tolon’u ziyareti, Başbakan ve bir kesim tarafından ‘insani amaçlı’ bir hareket olarak nitelendi.
Bir kesim ise özellikle medyada ateş püskürüyor. Bunların bir bölümü, özellikle Ergenekon zanlılarını, daha ortada iddianame yokken bile peşin peşin mahkûm edenler. Bir bölümü de sözde hukuka saygı adına, bu ziyaretin yapılmasının yanlış olduğunu savunanlar.
Ama onlar, nedense, aynı davada gözaltına alınan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ü ziyaret ederek, ona insani açıdan destek ve moral veren TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun hareketini yanlış bulmamışlardı.
Çünkü hareket doğruydu. Aygün, bir kuruluşun mensubuydu ve hakkındaki suçlama ne olursa olsun, o kuruluşun manevi desteğini, meslektaşlarının insani desteğini arkasında hissetmesinden daha doğal ne olabilirdi?
Bu yargıya müdahale olarak da yorumlanamazdı. Nitekim, bugün tutuklu orgenerallere yapılan ziyareti yadırgayanlar, o gün Aygün’e yapılan ziyareti hiç yadırgamadılar. Tutuklu orgenerallerin emekli olmaları, bu meslek dayanışmasına, insani jeste engel olamazdı. Hemen hemen tüm meslek dallarında geçerli olan bu dayanışma ruhunun, askerlik mesleğinde çok daha yoğun olduğunu herkes biliyor.
***
Cezaevi ziyaretleri denince, ortaya kocaman bir ‘keşke’ çıkıyor.
Keşke...
Keşke, bir reklamcı olan Ergenekon sanığı Kuddusi Okkır’a da kendi meslektaşları, eski veya yeni, etkin veya emekli reklamcılar sahip çıksaydı. Cezaevinde onu ziyaret etseydiler. Hakkındaki suçlama bile belli olmayan bu meslektaşlarının ağır hasta olduğunu bu ziyaretler sırasında öğrenseydiler. Ölümcül hastalığının teşhisi konularak tahliye edilmesinden önce, hastane hastane dolaştırılmakta olduğunu bilseydiler, onu kurtarmak için ellerinden geleni yapsaydılar.
Belki de, Kuddusi Okkır bugün hayatta olurdu.
Canlı yargılansa fena mı olurdu?
Okkır öldü. Hakkındaki suçlamaları bile öğrenemeden. Çünkü ona kimse insani açıdan sahip çıkmadı. Sadece eşi çabaladı, koşturdu, hasta olduğunu, tedavi edilmesi gerektiğini söyledi, tahliyesini istedi. Ama ‘delilleri karartabilir’ iddiasıyla bu talepler reddedildi. Hatta Meclis İnsan Hakları Komisyonu bile, Okkır’ın eşinin başvurusunu ciddiye almadı.
***
Tutuklu orgenerallere ziyareti ‘hukuka saygı’, ‘yargıya müdahale’, ‘yanlış jest’ gibi yüksek siyaset yargılarına konu edenlerin, bu ‘insani boyut’u da dikkate almaları gerekmez mi?
‘İnsan’ ve...
‘İnsani boyut’ her şeyden önce gelmez mi?
Bugün Kuddusi Okkır’ı nerede arayıp bulacaksınız da yargılayacaksınız?



















0 yorum yazılmıştır