Manzara... CÜNEYT ARCAYÜREK

GÜNCEL
CÜNEYT ARCAYÜREK
Manzara
Mahkeme tutuklama kararı alınca alkışlar, övgüler…
Tutuklama kararını kaldıran mahkemeyi kuşku altında bırakacak manşetler.
Cumhuriyetin temel kurallarını yıkmaya çalışan, askerden söz edilince neredeyse sinir krizleri geçiren Taraf gibi; dinci, yandaş Vakit gibi, Yeni Şafak gibi gazeteler Albay Dursun Çiçek’in kısa sürede tahliye kararı ile serbest kalmasına tepki gösteriyorlar.
Albay Çiçek adını kullanarak, askeri, potansiyel demokratik rejim düşmanı göstermekle yetinmiyorlar.
Örneğin, Taraf’ın dünkü manşeti Genelkurmay’da Albay Çiçek ile kimi bağlantıların araştırılmasını istiyordu.
Tutuklanma olayında alaturka kurnazlık seziliyor.
Albay Çiçek altında imzası olduğu öne sürülen, malum sahte belge “kâğıt parçası” nedeniyle tutuklanmadı.
Gizli Ergenekon örgütüne üye olduğunu öne süren gerekçeyle mahkemeye gönderildi.
“Gizli” Ergenekon örgütü üyesi olmak!.. Bu iddia tutuklamaların pek çoğunun ucuz yolu.
İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay gibi ünlü gazeteciler, aydınlar hakkında; varlığı yokluğu tartışma konusu Ergenekon örgütüne üye olduğu savıyla davalar açıldı. Kimileri (Mustafa Balbay gibi olaylara tanık bir yazar) aylarca önce tutuklandı, cezaevine konuldu.
***
İçinde bulunduğumuz ortamı özetlemek için dün medyanın sergilediği manzaraya bir göz atmak yeter.
Gözler kulaklar gerçeklere kapalı. Kin saçan manşetler, köşe yazıları… Gerçeği aramaya çalışan herkese, yazara çizere saldıran ucuz suçlamalar… Ergenekon örgütü üyesi veya darbeci damgasını vurma çabaları.
Sokakta, çarşıda, kahvede... kimi gözlerde karşı görüşleri savunanlara; “Aaa bak darbeci… Gizli işler çeviren Ergenekon örgütü üyesi!” diyen bakışlar.
Yandaş, dinci medyada savcılığın mahalle dedikodusu kimi telefon görüşmelerini yansıtan iddianamelerden fırlamış kimi asılsız suçlamalar revaçta!
Mahkeme, savcılığın istemine uyarak birini tutuklarsa yargıyı alkışlayan... ama mahkeme tahliye talebini uygun görürse yargıya kuşkuyla bakılmasını sağlamaya çalışan mantık geçerli.
Örnek manşetler önümüzde: “Jet tahliye ve hâkim değişikliği kuşkuya yol açtı - Zaman”, “Abrakadabra Çiçek serbest - Taraf”
Fazlası yok eksiği var; kısaca anlatılan bu izlenimler; yazılmayan, konuşulmayan, TV açık oturumlarında konu edilemeyen… yazılmaktan, konuşulmaktan, TV’lerde konu edilmekten korkulan... ama soruşturma dışı güncel yaşamın bir başka gerçek yüzü.
***
Albay Çiçek’i tahliye eden ağır ceza mahkemesinin bir üyesi geçenlerde yıllık izne çıktı.
Yerine bir başka yargıç atandı.
Albay Çiçek’le ilgili tahliye başvurusu çarşamba günü ilgili bu mahkemeye yapıldı.
Yandaş, dinci medya; örneğin özellikle Feto’nun sesi Samanyolu TV… bu olgunun altında mutlaka, albayı cezaevinden çıkarmaya yönelik bir tertibi ima eden yayınlar yaptı.
Nasıl bir kafa ise... Günlerce önceden... günlerce sonra gerçekleşecek bir olaydan söz ediyor.
Düşünebiliyor musunuz; albayın tutuklanmasından önce tahliye istemini görüşecek olan ağır ceza mahkemesinde hâkim değişikliği yapılıyor. Yıllık izne çıkan hâkimin yerine, tahliyeye onay verecek bir başka hâkimin getirildiği ima ediliyor. Tahliyeyi sağlamak için yargıda (kimi gizli ellerin) kimi tertiplere başvurulduğuna kamuoyu inandırılmak isteniyor.
Anlamı malum F tipi yayınlar; bir başka olasılığı düşündürüyor. Feto’nun yeni adımlar atması olasılığını...
***
Yeni bir aşamaya girildi. Asker ve sivil, ilgili kurumların hukukçularından kurulu komisyon; askeri, sivillerin yargılanmasını içeren yasa üzerinde çalışıyor.
Haberlere göre medyamızın deyimiyle hakemliğe soyunan Çankaya’daki AKP’li hukuksal çalışmanın sonucuna göre CMY’deki değişiklikleri ya onaylayacak ya da…
Asker - sivil kurumlar arasında derin gerginliğe yol açan maddeyi yeniden görüşülmesi için TBMM’ye gönderecek.
Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmalarına karşı çıkan yok. Yandaş, dinci ve amacı malum medyanın sindirmeye çalışmasına karşın -eski yargıç Rıza Türmen’in söylediğine göre- AİHM, askeri yargıya da, aldığı kararlara da karşı değil.
Çankaya’daki gün yitirmeden kararını vermeli.
Partizanlığı kapı önünde bırakarak kurumlar arasında uyumu sağlamayı emreden görevini gün yitirmeden yerine getirmeli.
Getirecek mi? Beklenen gerçekleşecek mi?

















Konu: Kişiye göre hukuk düzeni .
Hiç kimse kendisini yormasın.Sonuç belirli merkezin istediği şekilde sonuçlanacak.Ülkemizde bir süredir zaten kişiye özel yasalar çıkarılmaya başlamadı mı? Demokrasi demokrasi diyerek de demokrasinin içini boşaltıp belirli kişi ve gurupların her nevi söz ve eylem haklarını genişletmedik mi?Bunun böyle olacağı önceden belli iken şimdi bazı gazete ve televizyonlardan yakınıyoruz.Valla haksızlık ediyormuşuz gibi geliyor bana. Bakın ortalığı birbirine katıyordu işnsanlar.Türban eylemi diye. Çankaya kapılarına falan dayanıyordu.Ne değişti bu dönemde hiç.Bakın görüyormusunuz demokrasiyi kimsenin sesi çıkıyor mu.Beyazıt Camisindeki cemaat da cuma günleri rahat bir namaz kılıyor.Artık başörtüsü bir çok kişi için ticari bir sembol oldu.Ne diye eylem yapsınlar ki?
Bağlantı »