Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

http://erdem43.

Savcılık Ne Yapmalıydı?.. ORHAN BURSALI - Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu



Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Salı, Kasım 3, 2009

Savcılık Ne Yapmalıydı?.. ORHAN BURSALI


BİLİM ve SİYASET

ORHAN BURSALI

Savcılık Ne Yapmalıydı?

Diyelim ki gerçekten ordu içinden birsubay/casus”, “postayoluyla Ergenekon savcılarına bir mektupgönderdi ve ihbarlarda bulundu... Savcılar postayı aldılar, büyük bir sürprizle karşılaştılar. Arayıp da bulamadıkları bir şey! Tanrı 7 kat gökyüzünden imdatlarına yetişiyor, gibi!

Mektubu alınca yapmaları gereken ilk işlerden biri, ihbarcıyı araştırıp bulmak ve yazdıkları üzerine daha derin bir sorgulama yapmak.

Bu kadar ciddi bir olayı ortaya çıkarmanın esas yolu budur. Şüphesiz, aynı zamanda mektupta ileri sürülen savlar üzerinde de araştırmanızı sürdürürsünüz.

Ama öncelikle hukuki olarak mektubu yazan, olayın kilit noktasını oluşturuyordur.

Zaten hukuki olarak da, iddia sahibinin ortaya çıkması önemli. Yargıcın karşısına tanıkolarak mektubuçıkartamazsınız! Mektupmahkemede ne ifade verebilir, ne de sorulacak sorulara yanıt!

***

İhbarcı zaten diyor ki; çağırırsanız gelirim.

O halde savcılar neden ihbarcının peşine düşmüyorlar da sadece iddiaları araştırıyorlar? Bu iddialardan son aşamada hukuki pek de bir şey çıkmayacağı açıkken! Üstelik imzanın ıslak mı kuru mu olduğu ve bunun hukuki değeri tartışılırken? Bazı siyasi ellerin oluşturduğu özel Adli Tıp imza inceleme kurulundan bir yetkili bile, İmza Çiçeke ait olabilir, bu mahkemenin yetkisine bırakılmıştır derken?

Savcılık, eğer hukuki olarak kanıta dayalı bir savla mahkemenin karşısına çıkacaksa, o halde ayakları sağlam yere basmalı. Öyle değil mi?

Bu sağlam durmanın önkoşullarından biri ise ihbarcıyı tanık olarak sorgulaması ve dosyaya eklemesidir.

Ama ortada ihbarcı/casus yok. Öyle birisi var mı, bilmiyoruz! Bu mektubun gerçekten Genelkurmayda ilgili dairede görevli biri tarafından yazılmış olması gerekir, iddiasının ilk adımda ciddiye alınması için. Bunu nereden bileceğiz? Eğer böyle biri yoksa, bir kurgu-kişilikse, yaptığı ihbarın da bir anlamı yoktur. Bunu nasıl anlayacağız? İlk aşamada, ihbar mektubunda adı geçenlerin ifadeleri, en azından, savcılık için epey zor bir durum yaratmıştır!

Ama savcılık sansasyon yaratmak peşindedir.

***

Savcılık, ihbarcının varlığı/kişiliği ile ilgilenmiyorsa eğer, bu Islak İmzalı mektubu ortaya çıkarmanın ve içindeki iddiaların peşine düşmenin tek bir anlamı olabilir:

Yoğun ve entegre bir propaganda faaliyetiyle Genelkurmayı son bir darbe ile çökertmek!

Ve Genelkurmaya ve ordu komutanlıklarına atamalarda ipleri ele geçirmek!

Bu gerçekleştirilebilir, siyasi atamalar devreye sokulabilirse, ordu tamamen tepeden bitirilmiş olacaktır... (Bütün hedef budur! Süreci hâlâ anlamayanlara, izleyemeyenlere, AKP demokrasisi aşkına kapılanlara duyurulur.)

Tıpkı adamlarını YÖKün başına getirterek üniversiteleri bitirme planını uygulamaya koydukları gibi!

Ve ıslak imzalı mektubun zamanlaması ile de bir taşla iki kuş vuruyorlar: Ekonomi ve siyaset politikalarıyla zor bir durumda olan iktidarlarına destek çıkmak, konuyu Vay bak bizi darbelerle düşürmek istiyorlar!” noktasına getirerek mağduru oynamak!

***

Bu iktidarı kendi yaptıkları işlerin çökerteceğini, çökertme sürecinin işlediğini görmemek için ne olmak gerekir?

Ya, darbe planları vb. gibi girişimlerin, ancak bu iktidarın dirilmesine hizmet edebileceğini görmemek için?

Düşünüyorum; iktidar ve cemaatçi ortakları ile arkalarındaki destekleyici büyük güçler, bu gidişatı durdurmak için, acaba kendi kendilerine darbe planlarıdüzenleyerek, mektuplar falan yazarak, hem kendi iktidarlarına hem de Ergenekon davalarınahayat şırıngası ediyor olmasınlar?!

Bence durum öyle gösteriyor!

obursali@cumhuriyet.com.tr

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »
Image Hosted by ImageShack.us
Subscribe to updates < / a>