Sivil Darbe ve TSK... ALİ SİRMEN
DÜNYADA BUGÜN
ALİ SİRMEN
Sivil Darbe ve TSK
14 yıl önceydi. Antalya’da Akdeniz Üniversitesi’nde laiklik ile ilgili bir açık oturumdaydık. Konuşmacılar şimdiki Antalya Belediye Başkanı, o zamanki Rektör Mustafa Akaydın, yine aynı üniversiteden Prof. Dr. Çetin Yetkin, Alev Coşkun, bendeniz ve Em. Org. Kemal Yavuz idi.
Kemal Yavuz net konuştu ve şu şekilde özetlenecek biçimde açıkladı gerçeği:
- İrticanın baş hedefi Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Bu şu anda açıkça söylenmese bile bir gün mutlaka açığa çıkacaktır.
Sonra da ekledi:
- Çünkü irticacı bilir ki, TSK var olduğu sürece iktidara gelerek, laik rejimi yıkması mümkün değildir.
Son zamanlarda yaşanan olayların içyüzünü merak edenler gelişmelere bu açıdan yaklaştıklarında, gerçeği daha rahat görebilirler.
Sivil bir darbe ile rejimi değiştirmek isteyen irtica odaklarının hedefi TSK’dir. Bu durumda TSK’nin hem rejimi hem de kendi varlığını korumak için irticaya karşı uyanık olması gerekir.
***
Yandaş medya gerçeğin bu yüzünü gizlemiş, sürekli olarak irtica ile mücadele eylem belgesini ileri sürerken, irticadan söz etmemiştir.
İrtica olmadığı için mi söz edilmiyordu ondan?
Hayır irtica var.
Bu bizim kişisel iddiamız mı yalnızca?
Tabii ki değil.
Peki nereden çıkarıyoruz irticanın varlığını?
Anayasa Mahkemesi’nin AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu yolundaki kararından.
Kısacası, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu yargı kararıyla sabit olan AKP, devlet içinde mürtecileri çöreklendirerek, buna karşı çıkan yargı kararlarını hasır altı ederek, sivil darbe ile devletin niteliğini değiştirme amacının önünde en büyük engel olarak TSK’yi görmekte ve her fırsatta, onu zayıflatmak, yok etmek için çalışmaktadır.
Bu ordunun Yeniçerilerin akıbetine duçar edilmesini isteyenler de sivil darbenin başının sözcülüğünü yapmaktadırlar.
Evet bir darbe söz konusudur ve de bu darbe sivil darbedir.
Rejimi korumak ile yıkmak isteyenleri birbirlerine karıştırmamak gerek.
İslami Derin Devlet
Alevi yurttaşlarımızın pazar günü Kadıköy’de yaptıkları mitinge katılanlar yüz bini rahat aşmıştı.
Ne istiyorlardı Alevi yurttaşlar?
Kısaca “ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık”.
Toplumda bu isteği karşılayacak olumlu bir hava yok mu?
Var.
Bunu Federasyon Başkanı Ali Balkız da belirtiyor.
Peki o zaman sorun nerede?
Sorun, Hikmet Bila’nın dünkü Vatan’daki köşesinde de belirttiği gibi, Alevilere eşit vatandaş olarak bakmayan, “Sünni devlet anlayışı”.
AKP’nin daha önce birkaç kez denediği Alevi açılımları sırasında, cem evlerinin ibadethane sayılması gibi masum istekler, önce kabul edilecek gibi olurken, bir yerden dönüveriyor ve diyalog kopuyor.
Neresi bu “bir yer”?
Diyanet’in derin çekirdeği mi?
Diğer derin ulema takımı mı?
Onları bilemiyorum, ama bildiğim şey varsa, AKP’nin de bir derin devleti var ve “Ilımlı İslamın Derin Devleti” Alevilerin haklı demokratik taleplerinin önüne set çekiyor.
asirmen@cumhuriyet.com.tr


















0 yorum yazılmıştır