Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

http://erdem43.

Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN: Atatürk’e Karşı Çıkan İki Muh - Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar - Blogcu



Siyasi GIF Animasyonlar-Siyasi Yazı ve Yorumlar

Salı, Kasım 10, 2009

Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN: Atatürk’e Karşı Çıkan İki Muh


Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN   10 Kasım 2009

Atatürk’e Karşı Çıkan İki Muhalif

Sevgili okuyucularım, bugün 10 Kasım Mustafa kemal Atatürk’e Allah’tan rahmet diliyorum…

Ve bugün sizlere, Atatürk hayatta iken O’na yazıları ve kitaplarıyla muhalefet eden, hiç sevmeyen iki önemli insanımızın daha sonra yazdıklarından iki örnek vereceğim. İlki Zekeriya Sertel. Sol görüşlü, ilkeli bir aydın. Eşi Sabiha Sertel ile birlikte yıllarca yurtdışında yaşamak zorunda kaldı. Şimdi Sertel’in 1977 yılında yayınlanan “Hatırladıklarım” isimli kitabından özetleyerek bir alıntı yapıyorum.

“Atatürk’ün ölümü geniş halk yığınları arasında derin bir keder yaratmıştı. Memleketin yüreği durmuştu. Halkın Atatürk’ü ne kadar çok sevdiği şimdi daha iyi belli oluyordu. Eşimle birlikte töreni daha iyi görebilmek için Yeni Cami minarelerinden bir tanesinin şerefesine çıkmıştık. Tabutun arkasından tekbir sesleri, ilahiler ve hıçkırıklar yükseliyordu. Bütün millet ağlıyordu. Bu güzel fakat hazin manzarayı seyrederken Atatürk’ün son 15 yıllık hayatı bir sinema filmi gibi gözlerimin önünden geçti. O vakit vicdanımla bir hesaplaşma yapma gereğini duydum.

Sağlığında biz bu adama karşı “hürriyet ve demokrasi savaşı” yapmıştık. Onu demokrasi ve hürriyet getirmediği için adeta suçlu sayıyorduk. Onun hareketlerini diktatörce buluyorduk. Çünkü o vakit ormanın içindeydik. Ağaçları görüyorduk ama ormanı bütün büyüklüğü ile göremiyorduk. Şimdi, geçenleri daha aydın görüyordum.

Atatürk büyük devrimler yapmıştı, birbiri ardından gerçekleştirdiği devrimler, o zaman büyük hoşnutsuzluklar yaratmıştı. Halife ve padişahtan yana olanlar ona cephe almıştı. İttihatçılar onda karşı suikast düzenlemişti. (1926 yılında İzmir suikastı.) Şapka ve yazı devrimleri, tekkelerin kaldırılması, birçok kötü geleneklerin yıkılması bazı kimseleri tedirgin etmişti. Emperyalistler de memleket içinde isyanlar çıkarmıştı. İstanbul’da bütün halifeci, padişahçı, gerici basın, Atatürk’e karşı yaylım ateşi açmıştı. Bütün bu koşullar içinde Hürriyet ve demokrasi gelişebilir miydi?

Tersine, devrim düşmanlarına karşı az çok sert davranmak gerekir. Atatürk de iç ve dış düşmanlara karşı tedbirli ve ihtiyatlı bulunmak ihtiyacındaydı. Böyle olmakla beraber Hitler ve Mussolini biçiminde bir diktatörlüğe gitmedi. Bütün koşullar onun Doğulu bir diktatör olmasına elverişliydi. Fakat asker olmasına rağmen yumuşak, sevimli ve akıllı bir otorite kurdu. Bu otorite korkuya değil, sevgiye dayanıyordu. Ona bu kuvveti veren, halkın kendisine sevgiyle bağlı olmasıydı.

Onun için, bizim istediğimiz kadar değilse de, yine günün koşullarının elverdiği ölçüde hür bir rejim kurdu. Biz eleştirilerimizi özgürce yapabildik. Nazım Hikmet en devrimci şiirlerini onun döneminde yazdı. Zaten büyük adamlar ölümlerinden sonra anlaşılır. Atatürk de, bütün ölçüleriyle şimdi anlaşılmaya başlanmıştır.

Onun için, Atatürk dün de büyüktü, bugünde büyüktür, yarın da büyük kalacaktır.”

İşte solcu bir aydının, rahmetli Zekeriya Sertel’in, Atatürk’ün ölümünden yıllar sonra yazdığı kitabından bir kesit.   

Ve “Cüceleşmeyen Dev”

Gazeteci, yazar ve romancı Refik Halit (Karay), Milli Mücadele’ye karşı çıkanların en ön saflarındaydı. İstiklâl Harbi sırasında hain Vahdettin tarafından İstanbul’da Posta Telgraf Genel Müdürü yapıldı. O zamanki tek haberleşme sisteminin başındaydı. Bir yanda Millicilerin Anadolu’daki tüm haberleşmesini engelledi, öbür yanda gazete yazılarıyla onlara ağır hakaretler eti.

1923 yılında imzalanan ozan Anlaşması’nda bir hüküm vardı. Türk Devleti bütün hainleri affedecek, ancak isimleri Meclis ve Hükümet tarafından belirlenen 150 hain yurtdışına gönderilecek, dışarıda olanlar Türkiye’ye giremeyecekti. Bunlar tarihimizde 150’likler olarak bilinir. Refik Halit bu listede yer aldı. Savaş sonrasında yurtdışına kaçtı; yıllarca Suriye ve Lübnan’da yaşadı. Orada da gazete çıkarıp Atatürk’e muhalefet yaptı. (1938’de Yüz Ellilikler için af çıkarıldı ve Refik Halit Karay dâhil, isteyenler Türkiye’ye döndü.) Refik Halit uzun yıllar sonra, 1963 yılında yayınlanan “Bir Ömür Boyunca” isimli kitabında bakınız “eski düşmanı” Atatürk için ne diyor. Lütfen çok dikkatle okuyunuz:

“Eski ve yeni hiçbir nesle hoş görünmek için çırpınmayan bir adamım. Zaten yaşım da beni o külfetlerden kurtarmaktadır. Unumu elemiş, eleğimi asmışım. Ne siyasi, ne de edebi bir isteğim kaldı.

Siyaset, yalancı pehlivan üretilen bir fideliktir. Ya da mermer ve tunç yerine mukavvadan heykeller yapılan bir atölye, balmumundan garip ve biçimsiz karnaval kuklaları yetiştiren bir imalâthanedir. Arada, bir büyük adam da karışır içlerine.

Bir teki (Atatürk) hariç, çoktandır memleketimizde büyük adam yetişmemiştir.

Benim veya başkalarının anılarını okuyanlar ne devlerin cüce hâline geldiğini, nasıl mum gibi eridiklerini, kardan yapılmış aslanlar gibi bir kucak çamurdan ibaret kaldıklarını görmüşlerdir.

Dev kalan kaç kişi var içlerinde? Ömrüm boyunca tanıdıklarım arasında Atatürk’ten başka cüceleşmeyen dev yok.  

Hayatta dev olmak galiba pek güç değil. Tarihte dev kalmak zor.”

Hainler listesinde yer alıp, yıllarca sürgünde yaşayan, amansız düşmanı kitabında Atatürk’ü anlatmayı sürdürüyor:

“Şimdi düşünüyorum, bir Mustafa Kemal çıkıp Millî şuur ve şerefimizi tazelemiştir. Atatürk ömrümüz boyunca, bizi kan ağlamaktan kurtarmıştır.”

Zekeriya Sertel ve Refik Halit Karay her açıdan zıt olan iki kişi. İlki, solcu-komünist. İkincisi, sağcı-padişahçı-halifeci. Zamanında Atatürk karşıtlığı yapmışlar. Ama onun ölümünden yıllar sonra yazdıkları kitaplarda birleşiyorlar:

“Atatürk büyük adamdı.”

Darısı bugünkü hainlerimizin başına…

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-11-11 10:27:43
    Konu: Atatürk
    Anıtkabir'deki I.Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı tablolarını görüpte içi sızlama- yanlar ve bu vatanın ve milletin ne pahasına kurtarıldığını anlamayanlar,

    O muazzam kütüphanedeki her çeşit kitabın büyük bir dikkatle,gerektiğinde altı çizilerek ve notlar yazılarak okunduğunun farkına varamayanlar,

    Tabii ki,rahmetli Atatürk'ü de anlamayacaklardır.Yaptığı devrimlerin neler olduğunu bilemiyeceklar ve değerlerini göremeyeceklerdir.

    Kim ne derse desin,ne yaparda yapsın,Atatürk'ün Milletimiz'in kalbindeki ve gönlündeki yerini sarsamayacaklar,aksine daha da güçlendireceklerdir.

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-11-11 08:44:49
    Konu: Zor görünüyor ama,
    AMİN....

    Bağlantı »

  3. Yazan: Şahin1 | Tarih: 2009-11-10 23:55:22
    Konu: Atatürk'ü anlayabilmek.
    Atatürk'ü anlayabilmek için önce zeki,sonrada bilgi sahibi (özellikle de tarihi bilgiye) olmak gereklidir.Bilgisiz,samimiyetten uzak,kendisini tünelden çıkaramamış olanların ulu önderi anlamalarını ve sevmelerini beklememeliyiz.Ruhun şad olsun atam.

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »
Image Hosted by ImageShack.us
Subscribe to updates < / a>