Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN: İstifa Eder mi?
Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN 5 Kasım 2009
Bir domuz gribi aşısını bile ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Olacak mıyız, olmayacak mıyız? Olmalı mıyız, olmamalı mıyız? Bu aşı zararlı mı, değil mi? Ölümcül yan etkileri var mı, yok mu? Bilen yok. Varsa da toplumdan gizleniyor. Recep Akdağ isimli Sağlık Bakanı’nın sözleri basına yansımıştı:
“Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da aşı olacaklar!”
Bu sözleri duyan Tayyip’in tepesi arttı ve önceki gün TBMM kürsüsünden Sağlık Bakanı’na veryansın etti:
“Ben aşı olmayacağım. Bu konuda Sağlık Bakanımla aynı düşünmüyorum.”
Kendisini dinleyen Recep Bey mosmor kesilmişti. Grup toplantısı salonunda Tayyip’in yanına gittiğinde, bir fırça da orada yedi. Hem de herkesin içinde.
“Haberim olmadan Cumhurbaşkanı ile benim adımı vermişsin. Hemen düzelt.”
N’oluyor muhteremler? Bu kavga niye? Sanki bunlara AİDS aşısı yapılacak!
Bu fırçayı yiyen, milletin önünde böyle küçük düşen Sağlık Bakanı acaba istifa eder mi? Etmez. Çünkü Türkiye’de adına istifa denilen kavram yoktur. Çünkü kaderin cilvesiyle elde ettikleri o makamları hiçbiri bırakmaz, bırakamaz. Orada kırmızı plâkalı makam araçları vardır, özel kalem müdürlükleri vardır, güç ve fors vardır. İnsan onuru, insan haysiyeti, her zaman bu kavramların arkasında kalır. O nedenle, yediği bu fırça, işittiği azar sonrasında bizim Sağlık Bakanı da asla istifa etmez. Görevini sürdürür.
Geride, yarattıkları rezaletin kapkara izi kalır. Bir domuz gribi aşısını bile ellerine yüzlerine bulaştıranlardan da sadece bu beklenir.
Manisa Rezaletinde Yeni Gelişme
Önceki gün sizlere Manisa rezaletini belgelerle anlatmıştım. Devletin Manisa’daki et kombinası MAY-ET isimli Diyarbakırlı bir firmaya “Özelleştirme” kisvesi alında peşkeş çekilmiş, sonra Tayyip’in imzasıyla aynı firmaya büyük kıyaklar yapılmış, sözleme hükümleri değiştirilerek 87 dönüm araziyi başkalarına satma izni verilmişti.
Yazımda, bu olayın yargıya taşındığını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını belirmiştim. Dün elime bir belge daha ulaştı. Ankara 6’ıncı Asiye Ceza Mahkemesi bu konuda görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermiş.
(Suç: İhaleye hile ve fesat karıştırmak. Dosya No: 2009/2359. Karar tarihi: 20 Ekim 2009)
Peki, kimler yargılanacak şimdi Ağır Ceza’da? Kimler devleti milyonlarca dolar zarara sokma iddialarına yanıt verecek? Bir numaralı sanık, o günlerde Özelleştirme İdaresi Başkanı olan Metin Kilci. Ötekiler, onun emrinde çalışan görevliler. Peki, Metin Kilci şimdi hangi görevde? Mahkemeye sanık sıfatıyla, hangi kimliği ile çıkacak? AKP tarafından terfi ettirildi; artık Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın müsteşarı! Şimdi onun imzasından milyarlarca dolarlık imzalar geçiyor! Allah korusun! Dahası da var! Aynı Merin Kilci bugün başka bir davadan “ekibiyle birlikte” yargı önüne çıkıyor. Bu kez yine Manisa’da Sümerbank’a bağlı (yeni ismi Sümer Holding) Pamuklu Mensucat’ın “özelleştirme” adı altında eşe dosta ucuz fiyata satılması, başkalarına devredilmesi ve devletin zarara sokulması. Yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları. Metin Kilci’nin duruşması bugün saat 10’da Ankara 22’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde, meraklısı izlesin.
AKP’nin en önemli(!) icraatlarından biridir. Özelleştirme kisvesi altında vatanın ve milletin yüzlerce tesisi, arazisi, binası ve nice altın yumurtlayan tavukları, eşe dosta, yerli ve yabancı işbirlikçilere ahbap çavuş ilişkisiyle ve ölmüş eşek fiyatına peşkeş çekildi.
Özellikle, Anadolu’da şakır şakır üretim yapan, ilinin ekonomisine katkıda bulunan pek çok tesiste üretim sıfırlandı.
Arazilerinden imar geçirildi, oralara konut ve alışveriş merkezleri yapıldı ve yandaşlara köşe döndürüldü.
Günü geldiğinde bunların hesabı yargı önünde tek tek sorulacak.
Hoş Geldin Şeyhülislam
Bundan önce çalıştığım gazetede 26 Ağustos 1999 tarihli yazımda, Almanya’da yaşayan Ali Yüksel isimli birinden söz etmiştim. Almanya’da kendisini Halife ilân eden Karases Cemalettin Kaplan ve onun oğlu Metin Kaplan vardı. Yazımın ilgili bölümü şöyleydi:
“Almanya'da sadece ‘‘halife’’ değil, bir de ‘‘şeyhülislam’’ olduğunu biliyor musunuz? Bunun adı Ali Yüksel. O da büyük bir iş bitirici. O da cami avlularında Metin Kaplan gibi iyi para topluyor.
Bunlar bazen aralarında kapışıyor.
Tövbe tövbe, Halife'nin adamlarıyla Şeyhülislam'ın adamları para yüzünden, kız kaçırma yüzünden birbirine giriyor. Çıkan kavgalarda yaralamalar, hatta adam öldürmeler oluyor.
Paranın gözü kör olsun!
Ben şahsen Müslümanları temsil eden Halife efendimiz (Metin Kaplan) ile Şeyhülislam efendimizin (Ali Yüksel) Almanya'da yaşamalarından çok rahatsız oluyorum. Keşke Türkiye'de olsalar, arada bir huzurlarına varıp ellerini eteklerini öpsek; bize de hayır dua etseler!”
10 yıl önce bunları bana Allah yazdırmış! Ben ne bileyim; meğer Şeyhülislam efendimiz Ali Yüksel Türkiye’ye gelmiş ve hatta…
Ötesini bugünkü sözcüde Başak Kaya’nın haberinde okuyacak ve gözlerinize inanamayacak, belki de “Vay be bu kadarı da olmaz” diye bağıracaksınız!..
NOT: Sözcü Gazetesi haber başlığı:
Bir Atamayla Tüm Aile Koltuk Buldu.
Ali Yüksel’in, Başbakanlık’ta danışman olmasının ardından, kızı BELSO’da, damadı Suat Kılıç AKP’de makam sahibi odu…


















0 yorum yazılmıştır