Sözcü Gazetesi VURAL SAVAŞ: Abdullah Gül’deki Değişimin Gerçek Nedeni Nedir?

Sözcü Gazetesi VURAL SAVAŞ 03 Temmuz 2009
Tüm muhalefet partilerinin müşterek imzalı dilekçesiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava konusu yaptıkları “Mayın Yasası”nı imzalayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tartışmaların gündemine yeniden oturdu.
Yeniçağ Gazetesi, 23.06.2009 günlü sayısında, Abdullah Gül’ün önceki söylemlerine geniş yer ayırmış. Önce bu söylemlere bir göz atalım… Ardından cevaplanmasını isteyeceğim sorularım olacak.
11.04.1996 günü, Türkiye’nin hava sahasının İsrail uçaklarına açılmasıyla ilgili olarak yaptığı konuşmada Abdullah Gül, şu ifadeleri kullanmıştı:
“İrsal, yabancı bir güç ve kültür olarak, uluslar arası destekle bölgeye yerleştirilmiştir; işgalci ve yayılmacı bir devlettir. İsrail, bugünkü konumuna gelmek için, yakın geçmişinde, terör dâhil her türlü aracı kullanmış bir ülkedir…”
Abdullah Gül, 28.12. 1993’te Ortadoğu’da konuşlanmak isteyen emperyalist güçleri şöyle eleştiriyordu:
“Bu bölgede, Ortadoğu’da bu yabancı güçlerin, durumlarına “evet” veya “hayır” diyebilmeniz için, tarihi gerçekleri göz önüne almanız gerekir. Hâkimiyet eğer kayıtsız şartsız milletinse, gelin hep beraber milletin sesinin dinleyelim ve yabancı güçlere, emperyalist ülkelerin Ortadoğu Bölgesi’ndeki güçlerine hep beraber “hayır” diyelim…”
“Bunlar (Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar) ‘müttefiktir, dosttur’ diyorsanız. Peki, dost bildiğiniz kişilerden, ülkelerden, kuvvetlerden bu şekilde ihanetler, bu şekilde düşmanlıklar bekliyorsanız, umuyorsanız, tahmin ediyorsanız, bu ülkelerle oturup bütün anlaşmaları tekrar gözden geçirmek zorundasınız…”
Abdullah Gül, “Çekiç Güç”ü, TBMM’nin 24.12.1992 tarihli oturumunda şu sözlerle eleştiriyordu:
“Çekiç Güç’ün amacı başından beri bölgedeki, Sevr Anlaşması’nın o zaman gerçekleştirilemeyen hükümlerinin, bugün gerçekleştirilebilmesi için ortam açmaktır, meydan yaratmaktır.”
“Sevr Anlaşması’nın üçüncü kısmının 62, 63, 64’üncü maddelerindeki Kürdistan sınırlarını ve yine aynı Anlaşma’nın altıncı kısmının 89 ila 93’üncü maddelerindeki Ermenistan sınırlarını bir kez daha gözden geçirirseniz, Sevr Anlaşması’nda çizilen Ermenistan, Kürdistan ve bugünkü İsrail haritalarının birbiri üzerine nasıl oturduğunu gayet açıklıkla göreceksiniz.”
“O zaman Osmanlıdan, İngiliz marifetiyle alınan toprakların nasıl bugün Yahudilere teslim edildiğini göreceksiniz…”
Abdullah Gül, 08.03.1995 ve 02.05.1995 yıllarında yaptığı konuşmalarda, Avrupa Birliği için şunları söylemişti:
“Türkiye’nin AB’ye girmeyeceği kesindir… Çünkü Avrupa Birliği bir Hıristiyan Birliğidir… Avrupalıların kafasında olan şey, Türkiye’nin bölünmesi ve o zaman Osmanlı’ya dikte ettirmedikleri şeyleri, Türkiye’ye dikte ettirmektir.”
“Avrupa’nın ve Avrupa Konseyi’nin, Türkiye’de gerçek anlamda demokratikleşme istediğine, gerçek anlamda düşünce ve fikir özgürlüğü istediğine inanıyorsanız, kesinlikle yanılırsınız. Türkiye’de bunlar sadece bölücülük için hürriyet istemektedirler…”
Şimdi sıra okurlarımdan cevap aramalarını istediğim sorularıma geldi;
1- Abdullah Gül’ün önceki söylemleri mi, şimdiki söylemleri mi “Müslüman Cumhurbaşkanı” olarak deklare edilen bir kişiye yakışıyor?..
2- Bir dostum, “Estetik operasyonlar, insanların yalnız çehrelerini değiştirir. Bu operasyonu yaptıranlara duyduğum güven sarsılmaz… Ancak herhangi bir kişinin dünya görüşünün temelini teşkil eden tüm görüşlerini değiştirmesini şüpheyle karşılarım. Ardında başka maksatlar ararım” diyor.
Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç’ın, değindiğimiz konularda söylem değiştirmelerinin aynı zaman diliminde olması tesadüf müdür?.. Adı geçen şahısların söylem değiştirmelerinin gerçek nedeni nedir.
3- Eski söylemlerine devam etselerdi, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı ve Recep
Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olacaklarına, olsalar bile görevlerine devam
etmelerinin engellenmeyeceğine inanıyor musunuz?..
4- Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki söylemlerinde dile getirdikleri hususlar doğruysa, bugünkü söylem ve uygulamalarının, ulus devletimizin çökmesi ve paramparça olmasına neden olacağından herhangi bir endişe duymuyor musunuz?..

















Konu: Dün dünde kaldı.
Dün dünde kaldı şahım diyedir herhalde bir söz vardır.Valla herkes dünya jandarması ile ne zaman nasıl ilişkide bulunacağını iyi biliyor.Bu günkü iktidar yetkililerinin zik zak çizerek haraket etmeleri bizim toplumun yapısı ,siyaset anlayışı dikkate alındığında iktidar olmak ve bulundukları yerde biraz daha fazla kalabilmeleri için onların gözüyle baktığımızda normalmiş gibi geliyor sanki.Toplum olarak bizlere dinle devlet yönetimini birbirinden ayırabilecek akıl versin.
Bağlantı »