Tarihten Coğrafya Çıkartmak... AHMET TAN

GÖRÜŞ
AHMET TAN
Tarihten Coğrafya Çıkartmak
Tarihsel kişilerin, tarihsel sözler etmesi usuldendir.
Bu cümleden olarak, Cumhurbaşkanı Gül de, “Tarih yazmıyoruz; tarih yapıyoruz!” dedi…
Böylece mühim olanın tarihin yazılması değil tarihin yapılması olduğunu da milletçe anlamış olduk.
Şimdi Türk (?) milletine düşen tek şey var:
- Gül ile Tayyip Beylerin kafa kafaya verip yaptıkları bu tarihten, bir de coğrafya çıkmasın diye dua etmektir.
***
“Tarih yapım süreci” “şov”unu 1. sayfalardan izliyoruz.
Perde arkasını tahmin etmek için de, yakın dönemin “tarih yazım süreci”ne bakmak yetiyor.
***
Takdiri ilahiye (yoksa Takdiri dış siyasiye mi?) bakın ki...
Ne zaman Kürt konusu öne çıkarsa yanında bonus olarak bir de Ermenistan’ı görüyorsunuz!
***
İ:14 Cilt: 1 26 Şubat 1920 Meclis-i Mebusan Zabıtları
(1. Dünya Savaşı sonrasında toplanan Paris Barış Konferansı’na temsilci olarak katılan Şerif Paşa’nın Kasım 1919’da, D. Anadolu’nun bir bölümünde bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına destek karşılığında, bir Ermeni devletinin kurulmasına rıza göstermesine ilişkin tartışmalar):
Sayfa 208:
Reis (A. Aziz Mecid): Kürtlerin camia-i İslamiyye ve Osmaniyye’den ayrılmak fikrinde olmadıklarını ve bu bapta Şerif Paşa ve emsali tarafından vaki teşebbüsatı reddettiklerine dair Erzincan ve Diyarbekir’den mevrud (gelen) telgraflar var:
“Meclis-i Mebusan Riyaset-i Celilesi’ne,
(....) Kürtlük ve Türklük birdir. Yek diğerinin özkardeşi ve din kardeşidir. Her iki millet için vatan müşterektir. Tarihi işhad ederek muhterem vekillerimize şurasını arz ederiz ki Kürtler vatanlarının istilası uğrunda şimdiye kadar Türklerle ilk saf-ı harpte kanlarını akıtmışlar ve atiyen de hükümetimizin beka ve saadeti için aynı surette hareket edeceklerdir. (...) ”
***
Sayfa 209/210:
Şefik Bey (Bayazıt): “..Kürt ne ister? Bulundukları muhitte Türk kardeşleriyle beraber medrese, mektep ister, yol ister, adalet ve muaveneti maliye ister, bu da hakkıdır.”
***
Yusuf Ziya (Bitlis): “Arkadaşlar; ben Kürdüm. Fakat Türkiye’nin tealisini, Türkiye’nin şerefini, Türkiye’nin terakkisini temenni eden Kürtlerdenim. Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım, okuryazar olmaklığımdır. Bu ise kendi kavmim olan Kürtlerin değil, Türklerindir. Bunun için Türklerin tealisini isterim. Türklerin şereflenmesini isterim. Arkadaşlar; benim bir imanım, kanaatim vardır. Bugünkü vaziyeti arziyeyi düveli itilafiye ve Avrupa devletleri öyle tespit etmişler ki, Türkle Kürt teşrik-i mesai ederek yaşamazlarsa, ikisi için akibet yoktur. Bugünkü vaziyet böyle geliyor. Arkadaşlar; vaziyeti içtimaiyemiz bunu gösteriyor. Binaenaleyh herhangisi, herhangisine ihanet ederlerse ikisi için de akibet yoktur.”
Kaynak: TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt 4 Sayfa 163.
NOT: Bitlis delegesi Yusuf Ziya’nın bu sözleri 9 Ekim 2009 yazımızda yer alan tutanaklarda (aslen Bitlisli olan) İsmet Paşa’nın sözleriyle karışmıştır.
***
Yusuf Ziya, bu sözleri söyledikten bir ay sonra, 16 Nisan 1923’te, görev süresi sona eren 1. Meclis’in dağılması ile TBMM dışında kaldı. Azadi Örgütü’nü kurup Beytüşşebab isyanını başlattı. Ayrıca Cibranlı Halit ile birlikte Şeyh Sait isyanını örgütleyenler arasında yer aldı.
(Kaynak: Mehmet Arif Demirer - Demokrat TÜRKİYE dergisi Sayı 3, “Azadi = PKK, İsyan özel sayısı” Nisan 1997)
***
Dedik ya, dileyelim, bizim bu çifte tarih yapıcılarımız, tarihten coğrafya çıkartmak isteyenlere fırsatlar sunuyor olmasınlar.


















0 yorum yazılmıştır