Türkçe Öğretenlerimiz... MÜMTAZ SOYSAL

AÇI
MÜMTAZ SOYSAL
Türkçe Öğretenlerimiz
İNGİLİZCEYİ doğru konuşup yazan Türkler çoğalırken Türkçeyi doğru konuşup yazan Türkler azalıyorsa, öğretim sistemimizde iyi yabancı dil öğretmeninden daha çok, iyi Türkçe öğretmenine gereksinim var demektir. Devlet dilinin Türkçe olduğu anayasasında yazılan bir toplum, o dilin kötü konuşulup yanlış yazılıyor olmasına daha fazla seyirci kalamaz.
Anadil, adı üstünde, anadan ve bir ölçüde babadan öğrenilip mahallede, çevrede kulaktan kapılır, ama doğru dürüst öğretilmesi okullardan beklenir.
Son yılların Türkiye’si işte tam bu noktada galiba önemli bir sorun yaşamakta. Öğretmenlerden değil, kesinlikle öğretim ve sınav sistemlerinden kaynaklanan bir sorun bu: Eğitim kurumlarını dolduran genç kalabalık, artık sözlü sınavlar şöyle dursun, yazılı sınavlardan bile geçmeden sadece bilmeceye benzer çok seçenekli sorulara işaret koya koya yetişmektedir. Özgün üslupla kendini ifade etmeye, hatta tümce kurmaya gerek bırakmayan bir sınav tarzıdır bu. Okullardan dershanelere kadar her aşamada başarı, böyle bir eleme sisteminin inceliklerini öğrenmekle elde ediliyor. Eskiden “tahrir”, şimdi de “kompozisyon” denen yazma becerisinin edindirilmesi ve sınanması artık tarihe karışmış gibi. Her şeyden önce insanların düşünme ve anlatım disiplinini bozan bu yeni zayıflık mutlaka giderilerek gençler yazmaya ısındırılmalı.
Dil sorunu, yazılı anlatımdaki bozuluştan ibaret değil; bir de sözcüklerle ilgili vurgu ve telaffuz boyutu var bu sorunun. Yunanistan, Ermenistan gibi basit ülke adları bile yanlış heceler vurgulanarak söylenmekte. Osmanlıcadan kalma Arapça kökenli sözlüklerde “a” sesinin uzatılıp uzatılmaması konusundaki yanlışlar da çoğaldı. “Hakem”e “haakem” diyenlerden “Halit”in a’sını halkanın a’sı gibi kısa okuyanlara kadar, kulak tırmalayıcı yanlıştan geçilmiyor.
Böyle durumlarda a’nın üstüne konan işaretin kullanılmaz oluşuna sığınmak pek geçerli bir özür sayılmaz. İngilizce sözcüklerin kurallara sığmayan çeşitli okunuş özellikleri pekâlâ öğretilip öğrenilebiliyor da, Türkçenin eski dilden kalma birkaç özelliğini öğretmek ve öğrenmek çok mu zordur?
Hele dünyanın belki de en akılcı ve en kolay alfabesi olan Cumhuriyet alfabesine geçmenin bu tür yanlışlara yol açtığını söylemek kadar büyük insafsızlık olamaz. “Her sese bir harf, her harfe bir ses” kuralıyla okuma yazmayı böylesine kolaylaştıran bir başka alfabe var mı yeryüzünde?
Dil, sevilmek ister. Türkçe gibi renkleri güzel ve yapısı sağlam bir dili öğretme görevini üstlenenler herhalde bu sevgiyle eğiliyorlardır dilin üzerine. Onları düşündükçe, böyle bir dili küçümseyip hoyratça kullananlara ya da yükseköğretimden dışlayıp İngilizceye sarılanlara daha çok kızmaya başlıyor insan.

















Konu: Turkce'yi iyi ogrenelim!
Turk politikasinin Bilge adami,Dusunuru cok degerli hocamiz sayin
Mumtaz Soysal'a, Turkcemiz ve bugunku sorunlarina yonelik bu bilgilendirici
yazisindan dolayi tesekkur ederim!Mumtaz Hocam Sag olun!
Bağlantı »