Yargıyı Rahat Bırakın... ALİ SİRMEN

DÜNYADA BUGÜN
ALİ SİRMEN
Yargıyı Rahat Bırakın!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın toplantısı “kâğıt parçası” deyişini meşhur etti.
Yeniler bilmezler, bu deyim eskiden “varakpare” şeklinde kullanılırdı ve bugünkü kâğıt parçasının sözcük olarak tam eşiydi.
Deyim, yalnızca belge niteliğini kazanamamış kâğıtlar için değil, her türlü ilkeden, etikten, gerçeklik kaygısından uzak cerideler (gazeteler) için de geçerliydi.
Tabii eskiden TV ve radyo olmadığı için bunlara örneğin “yalan nağme” (name değil) gibi bir deyiş bulunamamıştı.
Ama halkın zekâsı, duruma uygun buluşlar yapıyor, örneğin cemaatin yalan makinesi kanala “Yalan yolu” adını da takıyor ya, o da başka bir olay.
Şimdi kibarca yandaş medya adı verilen, nereden ne ile beslendiği herkesçe bilinen “varakpare - yalan nağme” ekibi, adı etrafında fırtınalar koparılan, Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in, avukatlarının bir üst mahkemeye müracaatları sonucunda tutuklandıktan hemen 16 saat sonra tahliyesi üzerine yine yargıya saldırmaya başladılar.
“Abra - kadabra” gibi zekâ ve beğeni düzeylerine fevkalade uygun indi yakıştırmaları bir tarafa bıraksak da, kararı veren 14. Ağır Ceza Mahkemesi ile izne çıkan üyesinin yerine geçici olarak atanan hâkime saldırılara bakabiliriz.
***
Tutukluluğa itirazın hemen yapılması ve kararın çabuk verilmesi, tutukluluğun 16 saat sürmesi sonucunu doğurdu.
Tutukluluğun kısa sürmüş olmasına yapılan itiraz, hem bu çevrelerin tutukluluktan ne beklediklerinin bilinç altından kamuoyu önüne yansıması bakımından, hem de yine aynı çevrelerin adaletin hızlı işlemesinin esas olduğunu bilmemelerini bir kez daha kanıtlamış olması açısından ilginçti.
Mahkemelerimiz eğer tutukluluğun bir önlem yerine yargısız infaz olarak kullanılmasını istemiyorlarsa, tabii ki, tutukluluğa itiraz dilekçelerini mümkün olan en kısa zamanda inceleyip sonuca bağlamak durumundadırlar.
Bu kınanacak değil, övülecek bir tutumdur.
Atanan üye yargıç konusuna gelince, 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’nın, izne çıkan üye yerine birinin gönderilmesi talebi üzerine yapılan atama tıpkı talep gibi, tutukluluğa itirazdan da, tutukluluk kararından da önce tamamlanmış bir işlem olduğu için yapılan eleştiriler temelsizdir, temelsizliğin de ötesinde çirkin bir iftira söz konusudur.
Yargıyı kullanmak isteyenler takımı, yargı kendilerine ram olmadığında, kendi gerçek amaçlarını ortaya seren saldırılardan geri kalmıyorlar.
Demokrat kamuoyu bunlara hep bir ağızdan haykırmalıdır:
- Çekin kirli ellerinizi yargıdan!
***
Yargının rahat bırakılmasını istemek, onun hiçbir eylem ve kararının eleştirilemeyeceği anlamına gelmiyor.
Biz de bu sütunlarda, özellikle Ergenekon soruşturması çerçevesinde, yargıyı eleştirdik. Ama bunlar indi hükümlerin ötesinde, uyulması gereken bazı hususların göz ardı edilmelerine yönelikti. Onları şöyle özetleyebiliriz:
- İktidarın yargı bağımsızlığına özen göstermeyip, bunun gerekli unsurlarını sağlamaması sonucunda bağımsız bir yargıdan söz edilemeyecek olması.
- Yargının siyasallaştırılması sonucunun doğmuş bulunması.
- Aramalarda, delil toplanmasında, usul kanununun gereklerinin yerine getirilmemesi sonucunda, kanunen geçerli olmayan delillere dayanılması.
- Savcıların yapması gereken işlemlerin, siyasi iktidarın güdümündeki polise bırakılması.
- Gizli olması gereken soruşturmayla ilgili bilgilerin yandaş medyaya sızdırılması ki, bu ayrıca suç oluşturmaktadır.
- Bir önlem olan tutukluluğun, otomatik olarak uygulanarak, bir yargısız infaza dönüştürülmesi.
- Yürütmenin yargı üzerinde baskıya dönüşmüş denetimlerinin adaletin tecellisini engelleyecek boyuta varmış olması.
Bütün bu saptama ve eleştiriler, kanıtları ortaya konmuş somut olaylara dayanmaktaydı.
Yeri geldiğinde bu hususları bir kez daha ayrıntılarıyla ele alacağım.
asirmen@cumhuriyet.com.tr

















Konu: Çekin elinizi yargının üzerinden.
Sayın Sirmen;Ülkemizin Başbakanı bazı sözleri ya yanlış anlıyor,ya da işinine geldiği gibi anlıyor.Elindeki iktidar olanaklarını ve bulunduğu mevkinin itibarını da kullanarak toplumuda istediği gibi bilgilendiriyor. Bu gün partisinin bir il kongeresinde muhalefete sesleniyordu; "Çekin elinizi yargının üzerinden.Ordunun üzerinden diye."Herşey tersine döndü galiba:Hakim ve Savcı tayinlerini falan bizim haberimiz olmadan muhalefet mi atamaya başladı.Sanki bir kağıt parçası için ortalığı birbirine katan başkaları idi.Pişkinlik dediğin de bu kadar olur hani.Yargı bağımsızlığının teminat altına alınması için tek çözüm;1960 Anayasası ile teminat altına alınan ve 1980 ihtilaline kadar uygulanan,bağımsız Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşturulması.Mazhar BUDAK gibide bir başkana teslim edilmesidir.Benim söylediğimin de bu dönemde gerçekleşme olanağının olmadığı da bilindiğine göre ne yapmalı siz söyleyin.
Bağlantı »