Yurttan Sesler... IŞIK KANSU
IŞIK KANSU
Yurttan Sesler
Acar gazeteci Fırat Kozok, ne yaptı, ne etti, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oğlu Ahmet Şirvan Kılıç’ın düğün törenini izledi. İşte izlenimleri:
“Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, düğünden iki saat önce otele gelerek yetkililerden bilgi aldı ve salonu gezdi. Kılıç, düğünde çalınacak müzikleri dinlerken, sahne alacak gruplar hakkında da bilgi aldı. Aynı saatlerde TRT Ankara Radyosu’nda da hareketli dakikalar yaşandı. TRT’nin kadrolu halk müziği ve sanat müziği sanatçıları saat 17.00 sıralarında Ankara Radyosu’ndan araçlarla Bilkent Otel’e hareket etti. Sanatçıların yanı sıra ses düzenini sağlamak için bir de tonemeister de düğüne gitti. Otele gelen TRT ekibi düğünden saatler önce son hazırlıklarını yaptı. Düğünün başlamasıyla birlikte sanat müziği ve halk müziği sanatçıları art arda sahne aldı. TRT’nin sanatçı ve teknik personel için önce görevlendirme yapmayı planladığı ancak, konunun basının dikkatini çekebileceği düşüncesiyle sanatçıların düğüne ‘davet edilmeleri’ formülünün uygulandığı öğrenildi. Sanatçılara bu konuda konuşma yasağı getirildi.
TRT sanatçılarının düğünde sahne alması akıllara kurumun CHP tarafından yargıya taşınan yeni yasasını getirdi. Genel Müdür İbrahim Şahin’in göreve gelmesinin ardından hazırlanan yasa, TRT’de köklü değişiklikler öngörüyordu. Yasanın Abdullah Gül tarafından da onaylanmasının ardından CHP düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı. Mahkeme de davayı esastan görüşmeye karar vermişti.”
Esastan görüşme bekleyen dava ne aşamada mı?
Yaklaşık 1.5 yıldır Anayasa Mahkemesi’nin önünde, bekliyor.
Şeker Gibi İşler
Prof. Dr. Tayfun Özkaya, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ürünlerin dışalımına kapı açılmasının aynı anda gerçekleşmesinin ardındaki gerçeği açıklıyor:
“Artık mısırdan şeker üretilebiliyor. Türkiye’de Amerikan şirketleri bunun için yerleştiler. Mısırın çoğu Amerika’dan ithal ediliyor ve bunlar GDO’lu. Mısır nişastasını fruktoz şekerine dönüştürmek için biyoteknoloji ürünü, yani GDO’lu enzimler kullanılmakta. Amerikan şirketleri bu ürün için ayrılan kotayı yükseltmek, mümkünse kaldırmak istiyor. Bunun için engel nedir? Engel, Türkiye’de şeker pancarına dayalı şeker üretimidir. Mısır şurubu, Amerikan şirketlerine çok kâr bırakıyor. Onun için şeker fabrikalarının özelleşmesi gerekli. Bunları kendileri alarak kontrol etmeseler bile, bu özelleşme sonunda şeker fabrikalarının çoğunun kapanacağı düşünülüyor. Açık, tabii mısır şurubu ile kapatılacak.”
Özkaya’nın yorumuna bir küçük ek de bizden:
Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, Devlet Bakanı Nafiz Özak’ın oğlu Mehmet Akif Özak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğulları Hüseyin Ersan Topbaş ile Mustafa Ömer Topbaş’ın ekmek paralarını ithal mısırdan çıkardıklarını da unutmayalım!
Ceptekiler Dışarı
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband’ın, Hürriyet’ten Sedat Ergin’e söyledikleri çok açık:
“Kürt açılımını kuvvetle destekliyoruz. Bu açılımı yapmış olmaları hükümetin başarı hanesine yazılmalıdır. Sürecin bugün için duraklamış olması o kadar önemli değil. Bu tür şeyler başlar, durur. Ama önemli olan, kanımca artık tersine çevrilemeyecektir.”
Miliband’ın söyledikleri, Lozan’daki başı dik, onurlu Türk heyeti karşısında, meslektaşı Lord Curzon’un cebine attıklarının dışarı çıkarıldığının kanıtıdır.
Bırakın başımızdakiler, “Açılım bizim projemizdir” diye avunmaya devam etsinler.
PKK affedilir belki, ama tarih affetmez!
Vaha Açılımı
Şeker fabrikaları için “Anadolu vahaları” nitelemesi yapmıştık. Biliyorsunuz, başta Turhal olmak üzere Kastamonu, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Çarşamba şeker fabrikaları satış listesinde.
Örneğin, Turhal’a kim talipmiş, bilir misiniz?
Araplar!
Bir konsorsiyum oluşturulmuş. Konsorsiyumun yüzde 40’ı Savola Group’un, yüzde 20’si Nesma Holding’in, yüzde 40’ı da Tarım Kredi Kooperatifleri’nin.
Tarım Kredi Kooperatifleri’ni de AKP iktidarı araya sokuşturmuş. Olur a, tepki doğarsa, “Bakın, fabrikaları biz kooperatife veriyoruz” diyecekler...
Türkiye’nin örnek kalkınma vahaları yakında Arap para babalarının vahaları olacak...
Haberin var mı Turhal Şeker Fabrikası’ndaki koca kavak?
Polis Baskını
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’na yapılan baskın CHP’lilerce Meclis kürsüsünde de dile getirilince İçişleri Bakanı Beşir Atalay, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’yu arayarak “polis baskını” ifadesine karşı çıktı. Atalay’a göre, vakfa gelip “Adalet ve Demokrasi Haftası” için toplanmış örgüt yöneticilerini sorgulamaya kalkan kişilerin poliste kaydı yoktu, polis değillerdi, üstelik vakfa ait güvenlik kamerası görüntü kayıtları silikti, ayrıca bu kişiler hiç bulunamayabilirlerdi.
Güldal Mumcu’nun, Atalay’a verdiği karşılık, kısa ve kesindi:
“Siz polis olmadığını söylediğiniz bu insanları bulup yargıya teslim etmedikçe bunlar bizim açımızdan polis kalmaya devam edecektir.”
Görüntü kayıtlarının silik olmasına gelince... Biz de izledik o kayıtları. Vakfa baskın yapan iki kişinin suratı çok açık seçik belli. Bulmak isteyen, hemen bulur!
Bulunamıyorsa, o zaman işin içinde iş var demektir.


















Konu: Yalanda gerçeği örtemez.
Bu günkü yönetimin artık iyice halk tabiri ile "gemi azıya aldığı" görülmektedir.Doğruluğu tartışılır beyanlarla bazı gerçeklerin üzerini örtmeye çalışsalar da mümkün olmayacaktır.Abbas yolcu.Yakında bize de güle güle demek düşecektir.
Bağlantı »